Gevşekliği normalleştiren sorumsuzluğu öğreten bir eğitim sistemi
Şimdi işler değişti. Örgün eğitimin hemen her safhasında inanılmaz bir rahatlık, anlaşılması zor düzeyde bir gevşeklik var.
Örgün eğitim sistemi ya da daha bilinen adıyla okullarda verilen eğitim ile ilgili olarak her zaman için olumlu yönde bir değişim görmek istersiniz. Yarının çocuklarının bugüne, bugünkülerin ise düne göre daha nitelikli bir öğrenme ortamına sahip olmasını arzu edersiniz.
Arzuladığımız yönde bir değişime rastlamıyor da değiliz. Eğitim sistemimizde geçmişe nazaran daha iyi bir yerde olduğumuz birçok başlık var. Örneğin bugünün çocukları daha özgür, kişilik gelişimlerine daha fazla katkı sağlayan, daha fazla sorgulayıp, eleştirel düşünme becerilerini daha fazla geliştirebilecekleri bir öğrenme ortamına sahipler.
Güzel gelişmeler bunlar.
Ne var ki mevzu bahis eğitim olunca sadece bazı konularda değil her konuda ilerleme kaydedilmesini, hiç değilse var olanın muhafaza edilmesini beklersiniz.
Ama ne yazık ki bu beklenti her zaman için karşılık bulmuyor. Geriye sardığımız yerler de oluyor, dün başarabildiğimizi bugün mumla aradığımız durumlar da…
Çok değil, henüz bundan yirmi sene öncesine kadar eğitim daha ciddi bir formda ele alınıyordu. Eğitim-öğretim sezonunun ilk günü dersler başlar, karne günü karnenin verileceği saate kadar devam ederdi.
Öğrenciler kendi aralarında “Acaba karne günü ders işlenecek mi?” sorusunu sorarlar ama karne gününden bir gün önce, bir hafta önce ya da şu anda olduğu gibi birkaç hafta öncesinden derslerin işlenip işlenmeyeceğine yönelik bir muhabbete girmeyi akıllarından bile geçirmezlerdi. Yoktu öyle bir ihtimal.
Şimdi işler değişti. Örgün eğitimin hemen her safhasında inanılmaz bir........
