CHP neden esastan ve yıkıcı eleştirilmemeli?
Geçtiğimiz Pazartesi günü Medyascope’taki “Konuşmazsak Olmaz” programında Ali Deniz Çakır’ın sorularını yanıtladım. Sonrasında mülakattan paylaşılan 50 saniyelik bir bölüm sosyal medyada epey gündem yarattı. Videoda özetle “sözde tarafsız bir perspektiften AKP ile CHP’ye aynı mesafede durmanın kabul edilemez olduğunu ve 19 Mart sonrası içinden geçilen süreç göz önüne alındığında CHP’nin uyguladığı stratejiler eleştirilse bile artık CHP’ye esastan yıkıcı ve sistematik eleştiri yapmanın hakkaniyetli olmadığını” söyledim.
Bu sözlerime özellikle İYİ Parti ve Zafer Partisi eğilimli olan muhalif milliyetçi/ulusalcı kesimden yoğun tepkiler geldi ama tabii iktidar yanlısı medya platformları da “bakın CHP’liler ne kadar eleştiriye kapalı” propagandası yapabilme fırsatını kaçırmadı. Bu kesimler anlar mı emin değilim ama ben bu sözlerimle tam olarak ne kastettim, bu yazımda biraz açmak istiyorum.
Birincisi, Türkiye gerçekten hiç normal bir süreçten geçmiyor. AKP iktidarından kurtulma motivasyonuyla oyların CHP’de konsolide olması gerektiği söyleminin CHP tarafından uzun yıllardır stratejik olarak kullanıldığının farkındayım. Bu durum özellikle geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nun adaylığının dayatılması için oldukça suistimal edildi. Ancak, 19 Mart Türkiye siyasetinde gerçekten bir kırılma ve milat oldu. Türkiye’de demokrasi en geç 2013’ten beri zaten gerilemekte, bunun yeni bir şey olmadığı doğru. Uzun zamandır medya üzerindeki baskı artıyor, iktidar partisi kamu kaynaklarını........
