Kürtleri kazanmanın vaktidir
Bilgisayar yaklaşık iki saattir elimde, ne yazacağımı da gayet iyi biliyorum ancak nasıl yazacağım kısmı saatlerce olmasa da dakikalarca düşündürdü. Düşündürmeli de çünkü ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemli. Düşündürmeli çünkü bir yanı çözüme diğer yanı şiddete bakan, binlerce insanın yıllarca en büyük acıları çektiği, Türkiye’den Suriye’ye uzanan bir konuda öyle düşünmeden konuşamazsınız.
Türkiye’de Öcalan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye hediye gönderdiği, Bahçeli ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncay Bakırhan arasında sözlü atışmaların olduğu, sosyal medyada Kürtlere yönelik alenen ırkçılık yapanların herhangi bir engellenmeyle karşılaşmadığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kürt kardeşlerimizle bağlarımızı kopartamayız” dediği, kıymeti kendinden menkul kesimlerin Kürtlerin imanını test etmeye koyulduğu, PKK’nın silah bıraktığı, bunların sonucunda da doğal olarak Kürtlerin; ne oluyor, bir çözüm var mı, bundan sonra ne olacak, diye sorduğu kafa karıştırıcı bir durum var. Ama çok da umutsuz değil.
Türkiye’deki çözüm süreci, Suriye’deki süreçten çok bağımsız değil zira kafası iyice karışık olan Türkiyeli Kürtlerin, hem etnik hem de gönül bağı olduğu Suriyeli Kürtlerin ne yaşadığına ya da ne yaşayacağına dair endişeleri de var, soru işaretleri de var. Burada da yine doğal olarak, Türkiye’nin Suriye politikasına bakarak kendi kaderleriyle ortak kadere sahip olduğunu düşündükleri Suriyeli Kürtlerin haklarına dikkat kesilmekle birlikte Türkiye’de devam eden çözümün serencamının nasıl olacağına dair bir fikir edinmeye çalışıyorlar.
Bu kadar kafa karışıklığı ve muamma arasında Kürtler, aynı zamanda öfkeli ve kırgınlar çünkü Suriye’de SDG’nin Suriye yönetimine........
