menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan’dan 1 Haziran talimatı

4 0
yesterday

Erdoğan yakın çalışma ekibine ve teşkilat başkanına; “Uzak yakın demeden her mahalleye gidilmeli, kime oy verdiğine bakmadan her haneye erişilmeli, erişilenler kazanılmalı, kazanılanlar da yeni kapılar çalmalı demiş.”

Güneş batıdan doğmaz ise

2027 sonbaharında seçim var.

Ankara’da fısıltılar şimdiden başladı bile.

Tabii dedikodular da.

Parti genel merkezlerinde gözle görülür bir hareketlilik var.

Sürecin en dinamik partisi yine AK Parti.

Seçim yemeği için malzemeler hazır.

Ocaklar yanmaya başlayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla tüm teşkilat sahaya inecek.

AK Partili bazı isimlerden aldığım bilgi.

Seçim startı için belirlenen tarih 1 Haziran.

Yani Kurban Bayramı sonrası.

AK Parti’nin seçimler için belirlediği strateji ise

“Kapı kapıyı açar” anlayışı...

Bu kez mahallerde sadece kapılar çalınmayacak,

Kapıyı açandan da yeni bir kapı çalması istenecek.

Partili olmayanlar partiye kazandırılacak,

Sonra da o isimlerin “kapı kapıyı açar” sistemine kazandırılması sağlanacak.

Böylece daha fazla seçmene ulaşılacak.

Talimatı bizzat Cumhurbaşkanı vermiş.

Erdoğan yakın çalışma ekibine ve teşkilat başkanına; “Uzak yakın demeden her mahalleye gidilmeli, kime oy verdiğine bakmadan her haneye erişilmeli, erişilenler kazanılmalı, kazanılanlar da yeni kapılar çalmalı demiş.”

Önümüzdeki seçimlerde

mahalleler savaş meydanı, iller karargah olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir diğer olmazsa olmazı ise “Gençler”

Özellikle ilk kez sandığa gidecek gençlere ulaşılmasını istiyor.

Tıpkı 2023 seçimlerinde olduğu gibi "İlk Oyum Erdoğan'a, İlk Oyum AK Parti'ye" anlayışının kazandırılmasını önemsiyor Erdoğan.

Kadınlar ise AK Parti’nin seçim çalışmalarındaki yine en büyük kozu.

Tabii buna “yoklukta bollukta, her koşulda Erdoğan” diyen

Gözü kapalı Erdoğan’ı destekleyen kitleyi de eklemek gerek.

Ancak AK Parti için her şeyin toz pembe olmadığı durumlar da var.

Emekliden yükselen homurtu,

Asgari ücretlinin isyanı,

Teşkilatlardaki yıpranma,

ve metal yorgunları...

Tüm bunlar köklü bir değişimi kaçınılmaz kılıyor.

Tabii bu durumla ilgili de duyumlarımız var.

AK Parti’deki değişimin ilk kıvılcımı illerde yanacak.

Yenilenme ateşi genel merkeze kadar uzanacak.

Peki, bu değişim nasıl mı? olacak.

Kulağıma gelen fısıltılara göre ;

- 81 ilin en az yarısının il başkanları değişecek.

- İlçe yönetimleri, il başkan adayı ile birlikte belirlenecek.

- Saha çalışmalarına katılmayan, halkın yüz çevirdiği yöneticilerle vedalaşılacak.

- Küskünlere yeni görevler teklif edilecek. Partiye kazandırılmaları sağlanacak.

- İl ve ilçe yönetimlerinde gençlere ve kadınlara öncelik verilecek.

- Büyük projeler ve ekonomik adımlar seçmene anlatılacak.

- Huzur ve istikrar vurgusu yapılacak.

- Sosyal medya ve dijital mecralarda özel içerikler üretilecek.

- Parti üyeliğini sonlandıranlar tek tek aranacak.

Peki, “ya kabine” dediğinizi duyar gibiyim.

Bir bilgi ya da duyum değil ama kabine mutlaka değişecektir.

AK Parti seçimlere bu kabineyle gitmeyecektir.

3’erli 5’erli bir değişim mutlaka olacaktır.

ve meslekte geçirdiğimiz yıllarımız…

Tutuklanan belediye başkanları,

Mutlak butlan tehlikesi,

Parti içi ihraçlar derken

CHP’nin de gündeminde artık yaklaşan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri var.

CHP haftaya pazartesi günü yani 4 Mayıs’ta seçim startını veriyor.

Teşkilatlar sahaya iniyor.

Stratejilerinin adı ise “kapı siyaseti”

Yani çalınmadık kapı bırakmamak.

Bu size de bir yerden tanıdık geliyor mu?

Bu arada Özgür Özel, seçim tarihini de verdi.

Duymayanlar için söyleyeyim.

Özel’e göre seçimler 2027 Ekim’de yapılacakmış.

Yani beklentisi o yöndeymiş.

CHP’nin seçim stratejisi ise 3 aşamalı olacakmış.

Ve yine saha çalışmaları

Aslında mantıklı bu başlıklar.

Kılıçdaroğlu’nun durumuna düşmek de var maazallah.

Canlı yayında, CHP’nin seçim stratejisi ve vaatleri ne? diye sorulmuştu kendisine.

“O da aklımda yok, bilseydim yanımda getirirdim” demişti.

O nedenle Özgür Özel’in bu 3 başlığı da temiz olmuş.

Ama şimdiden söyleyeyim.

Benzer söylemler ve kopya vaatler olursa seçimin sonucu CHP için yine hüsran olmasın!

Bugün son sözümüzü futboldan söyleyelim.

Geçen hafta derbi oynandı.

Galatasaraylılar sevindi.

Üzülen taraf ise Fenerbahçelilerdi.

Maçtan geriye hafızamda 2 acı görüntü kaldı.

1- Fenerbahçe tribününden Galatasaray taraftarının üzerine atılan meşaleler.

2- Bir Fenerbahçe taraftarının evinin penceresinden aşağıya attığı televizyon.

Üstelik aşağıda insanların olma ihtimali varken.

İkisinde de atma fiili var.

Bir futbol maçı için değer mi?

Ya o meşaleler insanları yaksaydı.

Ya o televizyon insanların kafasına düşseydi.

Oysa eskiden atışlarımız daha masum ve daha komikti.

Tıpkı Vecihi rolündeki Şener Şen’in palavraları gibi.

Futbolun bir spor olduğunu unutmamak ümidiyle…


© Elips Haber