Trump-Şi zirvesi: Tukidides Tuzağı ve yeni güç dengesi
Şi Jinping’in Tukidides Tuzağı kavramını Trump’ın yüzüne karşı kullanması, aslında Pekin’in Washington’a verdiği temel mesajın özeti niteliğindeydi: Çin artık küresel sistemde ikinci planda kalmayı kabul etmiyor ve etmeyecek. Pekin’e göre dünya düzeni tek kutuplu Amerikan döneminden çok kutuplu bir yapıya geçiyor.
Trump açısından zirvenin temel amacı ülkesi adına “ekonomik başarı hikayeleri” üretmekti. Trump, İran savaşı nedeniyle düşen kamuoyu desteği ve yaklaşan ara seçimler düşünüldüğünde Pekin’den güçlü anlaşmalarla dönmek istiyordu. Ancak zirvenin sonunda açıklanan ekonomik sonuçlar beklentilerin gerisinde kaldı.
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping arasında 14-15 Mayıs 2026’da Pekin’de gerçekleştirilen zirve, yalnızca diplomatik bir temas olarak değil, küresel sistemin hangi yöne evrildiğine dair güçlü bir siyasi sembol olarak tarihe geçti. Zirveye de ticaret, İran savaşı ya da Boeing anlaşmaları değil, Şi Jinping’in konuşmasında özellikle vurguladığı “Tukidides Tuzağı” damga vurdu.
Çin liderinin bu kavrama doğrudan atıf yapması tesadüf değil elbette; Tukidides Tuzağı, yükselen bir gücün mevcut hâkim güce meydan okumasının tarihsel olarak büyük savaşlara yol açtığını anlatan stratejik teoriye dayanıyor. Antik Yunan’da Atina’nın yükselişi ile Sparta’nın buna verdiği tepki üzerinden şekillenen bu yaklaşım, son yıllarda en çok ABD-Çin rekabetini açıklamak için kullanılıyor.
Şi Jinping’in bu kavramı Trump’ın yüzüne karşı kullanması, aslında Pekin’in Washington’a verdiği temel mesajın özeti niteliğindeydi: Çin artık küresel sistemde ikinci planda kalmayı kabul etmiyor ve etmeyecek. Pekin’e göre dünya düzeni tek kutuplu Amerikan döneminden çok kutuplu bir yapıya geçiyor.
Rahatsız edici çıkışlarıyla tanınan ABD Başkanı Trump’ın ise Pekin’de takındığı sessiz, saygılı ve diplomatik tavır ise, ABD’nin de Çin zirvesinin tek kutuplu dünya düzeninin fiilen sona erişinin sembolik ilanlarından biri olarak değerlendirdiğini düşündürdü herkese.
Çin’in mesajı: “Eşit güçler dönemi”
Şi Jinping’in zirve boyunca kullandığı dil dikkat çekiciydi. Çin lideri, ABD-Çin ilişkilerini “stratejik rekabet” yerine “yapıcı stratejik istikrar” olarak tanımladı. Bu ifade, ABD’nin bir önceki Başkanı Biden döneminin çatışmacı söyleminden bilinçli biçimde uzaklaşıldığını göstermesi açısından kritik. Ancak burada asıl önemli olan, Pekin’in Washington’a artık “rakip” değil, “eşit güç” pozisyonundan konuşmasıydı. Şi Jinping’in kullandığı diplomatik ton, Çin’in küresel sistemde kendisini ABD ile aynı seviyede gördüğünü açık biçimde ortaya koydu.
Bu durum özellikle Tayvan konusunda çok net hissedildi.
Zirvenin gerçek gündemi: Tayvan
Pekin açısından zirvenin en kritik başlığı........
