Yeni Ortadoğu’da iyi teklif ucuz teklif değildir
Üçüncü Körfez Savaşı başlayalı üç buçuk ay oldu. Savaş, Ortadoğu’da bazı dengeleri ve iş yapış biçimlerini değiştirecek. Ortadoğu, en büyük ihracat pazarlarımızdan ve başlıca yatırım alanlarımızdan biri olduğu için oluşacak yeni mimari şirketlerimiz için önemli. Ancak bu yeni mimarinin nasıl olacağına dair elimizde henüz net sonuçlara varmak için yeterli veri yok. Yine de yeni Ortadoğu’da iş yapmanın daha siyasi, daha bürokratik ve daha pahalı hale geleceğini şimdiden söyleyebiliriz.
Her şeyden önce savaşın ne zaman biteceğini bilemiyoruz. ABD Başkanı Donald Trump yarın İran ile anlaşıp bu defteri kapatabilir. Ya da kasım seçimlerinden sonra İran’a daha büyük bir saldırı da yapabilir. Bunları bilmek mümkün değil. Başka bir bilinmeyen de İsrail’de sonbahardaki seçimlerin sonucunun ne olacağı. Sağ partilerden birinin kazanacağı kesin. Ancak Başbakan Benjamin Netanyahu ve çevresindeki aşırı sağcılar mı iktidarda kalacak, yoksa seçimden daha makul sağcılardan oluşan bir koalisyon çıkacak, bunu şimdiden kestirmek güç. Mesela şimdilerde Gadi Eisenkot adında bir muhalif lider ortaya çıktı. Adam 2019’a kadar Genelkurmay başkanıydı, oğlu 2023’te Gazze savaşında ölmüş; sağ partileri en çok destekleyen Fas kökenli Mizrahi Yahudilerinden; yani seçilmek için tüm şartları sağlıyor.
ABD ile İsrail’in ilişkileri eskisi kadar garantili değil
Gelin bir de neleri bildiğimize bakalım. Bir kere bölgede İsrail’in askeri güdümünde bir “Pax Israelica” kurulamayacağı tescillendi. İsrail teknolojide ve askeriyede elde ettiği başarıyı uzun vadede bir hegemon haline gelecek seviyeye taşıyamadı. Hem ölçeği buna müsait değil hem de hegemonya kurmak “ahlaki” (İngilizcesi “moral”) unsurlar da içeriyor. Kaldı ki ABD ile İsrail’in ilişkileri de eskisi kadar garantili değil. Her şeyi kişiselleştiren Trump yakınlarda Netanyahu’ya, geçen sene kankası Elon Musk’a dediği gibi, “bir ipte iki cambaz oynamaz” dese şaşırmayız. Dahası, Trump’ın ABD’nin İsrail’in ve Körfez’in güvenliğini sağlama maliyetini tek başına karşılamasını ne kadar daha kabul edeceği de belirsiz. Tarihte yeterince geriye giderseniz, 1967’den önce ABD’nin İsrail’le kayıtsız........
