Büyümede fırsat kaçtı mı?
Yıllar önce 2023 yılı için 2 trilyon dolarlık ekonomi ve 25 bin dolarlık kişi başına gelir hedefi açıklamıştık. Ama gerçekleşme bunun oldukça altında kaldı. Bu yalnızca hedef sapması değil, büyüme modelinin sınırlarına işaret eden yapısal bir sorundur.
Türkiye’nin ihtiyacı daha yüksek büyüme rakamları değil; daha kaliteli bir büyüme modelidir. Öncelik fiyat istikrarı olmalıdır. Para politikasıyla birlikte maliye politikası, bütçe disiplini ve gelirler politikası aynı hedef doğrultusunda çalışmalıdır. Enflasyonla mücadele, yalnızca Merkez Bankası’nın omzuna bırakılabilecek bir süreç değildir.
2024’te ilk çeyrekte gaza basan ekonomi sonraki çeyreklerde frene bastı; daha sonra yeniden canlanma sinyalleri verdi. Şimdi tekrar frene basıldı. Bu inişli çıkışlı performans, ekonominin sağlam bir büyüme patikasına oturamadığını gösteriyor. Daha önemlisi, büyümenin kompozisyonu sorunlu.
Birkaç yıl önce, yerel seçimlerin ardından Türkiye’nin önünde “kaçırılmaması gereken bir fırsat penceresi” bulunduğunu yazıp çiziyorduk. Erken seçim ya da referandum olmazsa ülkenin önünde seçimsiz geçecek dört yıllık bir dönem vardı. Bu dönem; ekonominin siyasetin kısa vadeli baskısından uzaklaşıp fiyat istikrarına, yapısal reformlara ve sürdürülebilir büyümeye odaklanabilmesi için önemli bir imkan olarak görülüyordu. Kapsayıcı büyüme, sürdürülebilir cari denge, güçlü işgücü piyasası, sağlam kamu maliyesi ve makul enflasyonun bir arada olduğu bir ekonomik tabloya ulaşmak için güya bir fırsat penceresi olacaktı.
Aradan geçen süre, bu beklentinin tam anlamıyla gerçekleşmediğini gösteriyor. Dün açıklanan GSYH rakamları da bu durumu teyit ediyor.
Büyüme istenilen nitelikte değil
Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor; ama normalde olması gereken hızda değil. Aslında sorun büyümenin varlığı değil, niteliği. Çünkü ortaya çıkan tablo, arzuladığımız türden bir kalkınma hikayesi üretmiyor. Büyüme var ama istikrarlı değil. Büyüme var ama enflasyondan bağımsız değil. Büyüme var ama üretim, verimlilik ve teknolojik dönüşüm eksenli değil.
Türkiye uzun süredir zikzaklar çizerek büyüyor. Bir yıl yüksek büyüme oranları yakalanıyor, sonraki dönemde sert yavaşlamalar geliyor. Son dönem verileri de benzer bir tabloya........
