Son perde kapandı: Dünya düzeni resmen yıkıldı
Ray Dalio Bridgewater Associates Kurucusu
ABD, Çin veya başka bir güç, Birleşmiş Milletler’den daha dişliyse, olayların gidişatını Birleşmiş Milletler değil; ABD, Çin veya o diğer ülkeler tayin eder. Çünkü nihai kertede güç hükmeder; eşitler arasındaki servet ve iktidar kavgası ise nadiren savaşsız son bulur.
Münih Güvenlik Konferansı’nda, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğü çoğu lider tarafından ilan edildi ve bunun arkasındaki tablo, “Yıkım Altında” (Under Destruction) başlıklı 2026 Güvenlik Raporu’nda ortaya kondu. Daha spesifik olarak, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “On yıllardır süregelen dünya düzeni artık mevcut değil,” dedi ve bir “büyük güç siyaseti” döneminde olduğumuzu belirtti. Bu yeni dönemde özgürlüğün “artık bir veri olmadığını” açıkça ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Merz’in değerlendirmesini yineledi ve Avrupa’nın önceki dünya düzenine bağlı eski güvenlik yapılarının var olmadığını, Avrupa’nın savaşa hazırlanması gerektiğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise “eski dünya” geride kaldığı için “yeni bir jeopolitik çağda” olduğumuzu belirtti.
Bölüm 6: Dış Düzen ve Düzensizliğin Büyük Döngüsü
Benim ifademle; kuralların rafa kalktığı, “güçlü olanın haklı sayıldığı” ve devlerin çarpıştığı o büyük kaos dönemindeyiz: Büyük Döngü’nün 6’ncı aşaması.
İnsanlar arasındaki ilişkiler ile onları dizginleyen düzenler, ister sınırların içinde ister dışında olsun, temelde aynı çarklarla döner ve birbirinin içine geçer. Aslında, ülkeler arasında bugünkü gibi net çizilmiş ve karşılıklı tanınmış sınırların olmadığı o kadar da uzak olmayan bir geçmişte, “iç” ve “dış” düzen ayrımı bile yoktu. Bu nedenle, altı aşamalı “düzen ve kaos döngüsü”, ülkeler arası ilişkilerde de aynen tekerrür eder; ancak burada devasa bir istisna vardır: Uluslararası ilişkiler, çok daha fazla “çıplak güç” dinamikleriyle şekillenir.
Bunun temel sebebi şudur: Her yönetim sistemi; 1) üzerinde uzlaşılmış etkili yasalara ve yasa yapma yetisine, 2) yasayı uygulatacak güce (örneğin polis), 3) uyuşmazlıkları çözecek bir yargı mekanizmasına (örneğin hakimler) ve 4) işlenen suça denk düşen, tavizsiz uygulanan net yaptırımlara (örneğin para veya hapis cezası) ihtiyaç duyar. Oysa küresel arenada bu mekanizmalar ya hiç yoktur ya da devletlerarası ilişkilere yön vermekte, devletlerin kendi içindeki kadar hüküm sahibi değildir.
Dış düzeni kurala dayalı bir yapıya kavuşturmak için (Milletler Cemiyeti veya Birleşmiş Milletler gibi) çeşitli girişimlerde bulunulmuş olsa da, bu çabalar genel itibarıyla hüsranla sonuçlanmıştır. Bunun sebebi basittir:........
