“Mütemadiyen tökezlememek” için…
“Mütemadiyen tökezlememek” için…
RÜŞTÜ BOZKURT
Yaklaşık yarım yüzyıl önce “piyasa fetişinin” tozu dumana kattığı günlerden geçiyorduk. Özenle hazırlanmış geçiş planı olmaksızın, dışa ve dünyaya açılma deneyimleri bütün hızıyla sürüyordu. Ekonomimizin yaşadığı krizlerin bir türlü aşılamamasının nedenlerini Prof. Dr. Mübeccel Kıray, 43 yıl önce, İktisat Dergisi’nin 1983’te yayımlanan 11’inci sayısındaki yazısında açıklıyordu: “Kâra dönük bir pazar ekonomisi olarak Türkiye hâlâ çok zayıf ve dışa bağımlı. Dışa bağımlı olduğu için de gelişme aşamalarında mütemadiyen tökezlemeler oluyor. Bu durumda tek kişinin kararlarındansa, çok kişinin kararları demek olan devlet kararları çok önemli şeyler oluyor. Dolayısıyla devlet müdahale etmeden ekonomiyi yürütmek pek mümkün olmuyor. İsterseniz bunu devlet para politikası olarak ele alın, isterseniz genel planlama politikası olarak düşünün, ne kadar karışmasın denirse densin, çok küçük zaman fasılaları sonunda karışmasın diyenlerin, aman gelin, mutlaka karışın, yani hep beraber oturalım, siz de hakem olun, birlikte çözüm bulalım diyeceği muhakkak.
Zamanın çarkları döndü dolaştı bugünlere geldik. Yarım asrı aşkın zamandır sahada gözlem yapmayı sürdürüyoruz. Son iki yıldır, işi, mesleği ya da toplum içindeki konumu çok farklı olan insanlarımızın “Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gibi mekanizmalar devreye sokulmalı, değişim ve dönüşüm piyasanın görünmez elinin insafına bırakılmamalı. Piyasaların vahşi ayıklaması hepimize büyük bedeller ödetiyor!” uyarılarıyla çok sık yüzleşiyoruz.
Yarım yüzyıl öncesinde ülkenin önde gelen sosyoloğunun saptaması bugün neden inkâr edilemez gerçekliklerimizden birine dönüştü? Kıray’ın uyarısından hareket ederek, önce “piyasaların kurumsal boşluklarını” sorgulamalıyız.
Geçen hafta Çin’in dahi çocuklarından biri olduğu halde gazeteciliği meslek edinen Zijing Wu’nun genellemesini paylaştık: “Kalıcı olan şey, sorgulama merakı, akıl yürütme disiplini ve bilinmezlerle yüzleşme cesaretidir.”
Sorgulama merakının izini sürerek, Özge Öner’in son kitabı ve diğer kaynaklardan yararlanarak insanlığın oluşturduğu önemli kurum olan “piyasaların boşluklarına” ilişkin bir dizi soruyu kendimize yöneltelim:
- Piyasalar, malları, hizmetleri ve fikirleri bir araya getiren platformlardır. Sayısal teknolojiler çağında platform yapılarının işleyişini kavramadan, kendimizi piyasaların görünmez eline teslim etme konforuna kapılmak krizlere ortak olma anlamına gelmez mi?
- Piyasalar sadece alışveriş, değiş tokuş yapılan........
