Tukidides Tuzağı’ndan oyun teorisine Çin-ABD ilişkileri
Geçtiğimiz hafta içerisinde Çin lideri Xi Jinping, ABD Başkanı Donald Trump’ın önünde oldukça tarihi sayılabilecek bir olayı gündeme getirdi. Başkan konuşmasında Dünya’nın en büyük iki gücü arasındaki çatışma endişesini de böylelikle birinci elden net bir şekilde ifade etmiş oldu. Çin lideri “Tukidides Tuzağı”nı her iki ülkenin ilişkilerinin geldiği noktayı özetlemek için kullandı.
Tukidides Tuzağı kavramı, eski Yunan döneminde yaşayan tarihçi Tukidides’in Peloponez Savaşları’na dair gözlemlerine dayanmaktadır. Tukidides, Atina ile Sparta arasındaki çatışmayı analiz ederek, o dönemin uluslararası sistemdeki hegemon gücün (Sparta) yükselen bir gücü (Atina) tehdit olarak algılayıp savaş açabileceği gerçeğini aktarmıştır.1
Tukidides’in aktardıklarıyla ortaya çıkan bu teori, Graham Allison tarafından modern uluslararası ilişkiler literatürüne uyarlanarak, günümüzde Çin ve ABD arasındaki rekabeti ve ilişkilerin dinamiklerini açıklamak için kullanılmaktadır. Xi Jinping akademik alanda yıllar öndesinde incelenen bu kavramı günümüz süper güçleri arasındaki ilişkiler açısından mihenk taşı olabilecek bir şekilde konuyu gündeme getirmiş oldu.
Bu noktada akademisyen Batuhan Olkan’ın “Tukidides Tuzağı Bağlamında Çin-ABD İlişkileri: Ulusal Güvenlik Stratejileri Üzerine Bir İnceleme” başlıklı makalesinden yararlanarak gündemi sizlere özetlemeye çalışacağım.
Tukidides’in “Peloponez Savaşları” adlı eseri, Atina ve Sparta arasındaki rekabeti analiz ederken, güç dengesi, caydırıcılık, silahlanma yarışı gibi kavramları sistematik bir şekilde ele almasıyla realist literatüre önemli katkılar sunmuştur. Bu kavram son beş yüz yılda on altı kez ortaya çıkmış ve bunların on iki tanesi savaşla sonuçlanmıştır.
Askeri çatışma her iki taraf için de oldukça maliyetli olur
Tukidides Tuzağı kavramını literatüre kazandıran Graham Allison’ın öngörüsüne göre, bu tür güç mücadelelerinde savaş kaçınılmaz gibi görünse de bazı tarihsel örnekler ve stratejik analizler, süper güç ile yükselen güç arasında barışın da mümkün olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, Çin ile ABD’nin savaşın yıkıcı etkilerinden kaçınmak için stratejik bir iş birliğine ve diplomatik çözümlere odaklanmaları gerekmektedir. Ayrıca, uluslararası toplumun ve kurumların, bu iki süper güç arasındaki gerilimi azaltmada oynayabileceği rol de göz ardı edilmemelidir.
Ekonomik alanda derinleşen karşılıklı bağımlılık durumu Çin ve ABD’nin askeri çatışmaya girmesini her iki taraf için de oldukça maliyetli bir hale getirmektedir. Ticaret hacimlerinin yüksekliği ve birbirlerine ekonomik anlamda bağlılıkları olan Çin ve ABD’nin teknolojinin hiç olmadığı kadar geliştiği ve küreselleşmenin egemen olduğu bir uluslararası........
