menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yer altında 3,5 trilyon dolar

16 0
01.12.2025

Türkiye’nin kritik mineraller alanındaki potansiyelini değerlendirmek yanı sıra payını büyütmek, ancak bu madenlerin sorumlu, sürdürülebilir biçimde üretilmesi ve uç ürüne dönüşmesiyle mümkün olacak..

Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, yalnızca kritik minerallerde sağlanacak yüzde 10’luk bir katma değer artışının dahi Türkiye ekonomisine yıllık 5–7 milyar dolar düzeyinde ek katkı sağlayabileceğini vurguluyor.

“Nadir toprak elementlerinden bakıra, nikelden kobalt ve lityuma uzanan geniş bir yelpazede, henüz tam anlamıyla değerlendirilmemiş bir fırsat alanına sahibiz. Ancak bizim için kaynağın kendisinden daha değerli olan, onu çıkarma biçimimiz. Sadece bugün için değil, gelecek kuşaklar için de doğru ve güvenli üretim metotlarını uygulamaya mecburuz.”

“Toprağın altında madencilik, üstünde tarım aynı zaman diliminde yapılabilir” (1) başlıklı yazıyı şöyle bitirmiştik:

“Son olarak; dünyada enerji ve teknoloji dönüşümü hızlanırken, madenler artık sadece sanayi için bir girdi değil; jeopolitik denklemde, ekonomik bağımsızlıkta ve teknolojik egemenlikte belirleyici bir güç unsuru haline geliyor. Türkiye, sahip olduğu 3,5 trilyon dolarlık yer altı servet potansiyeliyle bu dönüşümde önemli bir avantaja sahip. Ancak bu avantajın gerçek bir güce dönüşmesi, madenlerin “ne kadar” olduğundan çok, “nasıl” çıkarıldığına ve ekonomiye “nasıl” kazandırıldığına bağlı…"

Tam da bu noktadan devam etmek istiyorum. Bu yazıda madenlerin ülke ekonomisine katkı potansiyelinden bahsedeceğim.

Tabii konu maden ve ekonomik katkı olunca insanın aklına önce altın ardından da son günlerin popüler başlığı “nadir toprak elementleri” geliyor.

Bu çerçevede, Eskişehir-Beylikova sahasındaki nadir toprak elementlerine dair veriler, Türkiye’nin bu alandaki küresel önemini gündeme taşımıştı.

Türkiye Madenciler Derneği Başkanı ve Tüprag CEO’su Mehmet Yılmaz, bu örneğin tek başına değil, Türkiye genelindeki potansiyelin habercisi olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve Türkiye’nin kritik mineraller alanındaki bu “bakir ve potansiyelli” profilinin, ancak doğru yatırım ve sorumlu madencilik ilkeleriyle desteklenmesi halinde........

© Ekonomim