menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cari işlemler açığı kaderimiz mi?

12 0
25.07.2025

Geçen yazının sonunda, “Eski ezberleri unutup, yeni oluşmakta olan küresel ekonomik düzende varolabilmek için neler yapmamız gerektiğini düşünmemiz lazım” demiştim. Buradan devam ediyorum.

Türkiye çok uzun yıllardan beri dış ticaret ve cari işlemler açığı veren bir ülke. Dış ticarette verdiğimiz açığın bir kısmını, turizm başta olmak üzere diğer döviz sağlayıcı işlemlerle kapatsak da dipte her zaman büyük bir cari işlemler açığı veriyoruz. Bunun teknik anlamı, yurtiçinde yerleşiklerle yurtdışında yerleşiklerin karşılıklı işlemlerinde açık veriyor olmamız. Bu işlemlerin büyük bir kısmı döviz cinsinden olduğu için, kabaca döviz cinsinden gelirlerimizin, döviz cinsinden giderlerimizi karşılayamadığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla, döviz açığını kapatabilmek için her daim yurtdışından döviz bulmamız gerekiyor. Sermaye hareketlerinin serbest olduğu eski dünya düzeninde, cari işlemler (döviz) açığımızı finanse edebilecek imkanları bulabiliyorduk. Hoş, bunun için, tıpkı bugünlerde olduğu gibi, çok yüksek reel faizler ödemek zorunda kaldığımız dönemler de oluyordu. Lakin, resmi söylem her zaman “finanse edilebildiği sürece cari işlemler açığı sorun değildir” şeklinde olduğu için, yapısal bir sorun halinde bu konuyu pek de kafamıza takmıyorduk.

Cari işlemler açığının bir diğer anlamı ise yurtiçindeki tasarruflarımızın yatırımlarımızı karşılayamıyor olmasıdır. Yani, Türkiye’de yurtiçi tasarrufları artırabilirsek, cari işlemler açığı sorunumuzu da çok büyük oranda çözebiliriz. Diğer taraftan bakarsak, Türkiye’de cari işlemler açığının tamamen kapandığı ya da fazla verdiğimiz yılların, ekonomide büyük durgunluk yaşanan, dolayısıyla........

© Ekonomim