Ulusal Su Planı 2026-2035... Suyu yaşamın temeline alan kalkınma vizyonu
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü giren Ulusal Su Planı (2026-2035) Türkiye'nin su kaynaklarını koruma, verimli kullanma ve iklim krizine uyum sağlama yol haritasını ortaya koyuyor. Plan, suyu yalnızca doğal bir kaynak değil, kalkınmanın gıda güvenliğinin ve ekosistem dengesinin stratejik temeli olarak konumlandırıyor.
Türkiye’de su meselesi uzun yıllar boyunca daha çok kuraklık, baraj doluluğu ya da mevsimsel riskler üzerinden konuşuldu. Oysa bugün tablo çok daha büyük. İklim değişikliğinin etkilerinin sertleştiği, Akdeniz Havzası’nın giderek daha kırılgan hale geldiği bir dönemde su; artık yalnızca çevre politikasının değil, kalkınmanın, üretimin, gıda güvenliğinin ve toplumsal dayanıklılığın da merkezinde yer alıyor. Geçtiğimiz hafta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ulusal Su Planı (2026– 2035), bu açıdan bakıldığında, Türkiye’nin suya bakışını teknik bir yönetim başlığından çıkarıp stratejik bir gelecek meselesi olarak tanımlayan önemli bir çerçeve sunuyor.
Su kaynaklarının kalite ve miktar açısından sürdürülebilir yönetimini sağlamak, su güvenliğini güçlendirmek ve iklim değişikliğine uyumu desteklemek amacıyla hazırlanan plan; kısa, orta ve uzun vadeli hedef ve öncelikleri bütüncül bir yaklaşımla ortaya koyuyor.
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Su Planı; 12. Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program, Tarım ve Orman Şûrası ve Su Şûrası kararları, Türkiye’nin Güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı ile havza ölçekli planlar başta olmak üzere üst politika belgeleriyle uyumlu şekilde oluşturuldu. Planın hazırlanması........
