menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teknoloji olmadan iş sürekliliği de rekabet de yok

25 0
22.09.2026

Türkiye güçlü mühendislik yeteneğine sahip olmasına rağmen, bu gücü küresel teknoloji markalarına dönüştürmekte zorlanıyor. OBSS Kurucusu ve CEO’su Zafer Şen’e göre sorun teknik yetkinlik değil; bu yetkinliği net bir uzmanlığa, ölçeklenebilir bir iş modeline ve uluslararası müşterinin güveneceği bir markaya dönüştürebilmek. Yapay zekâ ise şimdi bu denklemi bir kez daha değiştiriyor.

Türkiye’nin teknoloji konusunda önemli bir avantajı var: Güçlü mühendislik yeteneği. Bankacılıktan savunmaya, yazılımdan havacılığa kadar pek çok alanda bunu kanıtlayan insan kaynağına sahibiz. Buna rağmen aynı başarıyı küresel ölçekte teknoloji şirketi ve marka yaratmakta gösteremiyoruz. Yapay zekânın teknoloji dünyasının kurallarını yeniden yazdığı bir dönemde sadece iyi yazılım geliştirmek yeterli olmuyor. Teknolojiyi iş modelinin parçası haline getirmek, güvenilir ve ölçeklenebilir sistemler kurmak, uzmanlığı farklı pazarlara taşıyabilmek gerekiyor.

2005 yılında kurulan ve bugün finans, savunma ve havacılık başta olmak üzere kritik teknoloji sistemlerinde çalışan OBSS, Londra ofisiyle Birleşik Krallık ve Avrupa’daki varlığını büyütürken, yapay zekâyı ayrı bir ürün başlığı olarak değil, mühendislik ve yazılım geliştirme modelini dönüştüren bir yetkinlik olarak konumluyor.

OBSS Kurucusu ve CEO’su Zafer Şen, “’Her şeyi yapabiliyoruz’ demek artık küresel pazarda bir avantaj değil. Türkiye’nin önündeki mesele, sahip olduğu mühendislik gücünü dünyanın satın almak isteyeceği uzmanlığa ve güveneceği markalara dönüştürmek” diyor. OBSS Kurucusu ve CEO’su Zafer Şen ile konuştuk.

Teknoloji destek rolünden çıktı stratejinin merkezine yerleşti

“OBSS’yi kurarken temel motivasyonumuz güçlü mühendislik yapmak ve ortaya koyduğumuz işin teknik sorumluluğunu almaktı. Zaman içinde bizi bugünkü noktaya taşıyan en önemli gelişme, kritik sistemlerde kazandığımız deneyim oldu. Özellikle finans sektöründe yüksek işlem hacmi, güvenlik ve iş sürekliliği gerektiren sistemler üzerinde çalışmak mühendislik disiplinimizi şekillendirdi. Daha sonra bu birikimi savunma ve havacılık gibi hata toleransının çok düşük olduğu alanlara taşıdık. Bu........

© Ekonomim