menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çevreyi korumaya evet, fatura ya hayır!

13 0
01.01.2026

İklim krizi artık geleceğin değil, bugünün meselesi. Kamuoyu çevreyi korumakta kararlı ancak iş kişisel ve ekonomik fedakârlıklara geldiğinde destek daha temkinli. IIED’in 2025 araştırması, yeşil dönüşümün önündeki asıl sınavın niyet değil, adalet olduğunu gösteriyor.

İklim krizi artık soyut bir gelecek senaryosu değil, gündelik hayatın gerçeği. Havanın kalitesi, suya erişim, gıdanın fiyatı ve enerjinin faturası aynı cümlede anılıyor. Tam da bu yüzden, çevre politikalarına verilen toplumsal destek yalnızca niyet beyanı olarak değil, “neye kadar razıyız?” sorusuyla ölçülüyor. International Institute for Environment and Development (IIED) için hazırlanan ve 2025’te ikinci dalgası yayımlanan Tracking Engagement on Green Economy Services araştırması, bu gerilimi tüm açıklığıyla ortaya koyuyor: Küresel ölçekte çevreyi koruma isteği güçlü, ancak iş kişisel ve ekonomik bedellere geldiğinde çizgi daha erken çekiliyor.

On ülkede 10 bini aşkın kişiyle yapılan araştırmada, “adil ve çevresel olarak sürdürülebilir bir toplum” denildiğinde ilk akla gelen başlıklar yine çok net: Kirliliğin azaltılması, temiz hava ve temiz suya evrensel erişim. Bu başlıklar, farklı gelir grupları ve coğrafyalar arasında neredeyse ortak bir zemin oluşturuyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde bu vurgu daha da güçlü; çünkü çevresel bozulma, doğrudan yaşam kalitesi ve sağlıkla temas ediyor.

Türkiye’nin bu tabloda öne çıktığı nokta dikkat çekici: Katılımcıların önemli bir bölümü, ekonomik büyüme ile çevre korumasını karşı karşıya koyan yaklaşımlar yerine, iki alanı birlikte ele alan dengeleyici kamu politikaları talep ediyor. Bu, “ya çevre ya........

© Ekonomim