menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kırılgan yaşam üçgeni: Su, enerji, tarım

24 0
25.03.2026

 Bir barajı enerji üretimine önceliklendirdiğinizde havzanın sulaması kısılır. Sulama azalınca gıda üretimi etkilenir. Gıda arzı dengesizleşince ekonomik etkileri olur, kentlere göç hızlanır. Göç hızlanınca şehirlerin su tüketimi artar. Ve bu döngü, kırılmaya yakın bir noktadan yeniden başlar.

Her kapsamlı planın içinde, planın kendisinin çözemeyeceği gerilimler bulunur. Su verimliliği hedefleri, tarım teşvik politikasıyla aynı anda yürümek zorunda.

     Türkiye’nin Ulusal Su Planı (2026–2035) yayımlandı. Hedefler, stratejiler, eylemler... Verimlilik, tasarruf, dijitalleşme, koordinasyon... Amaç, su kaynaklarının ekolojik, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla sürdürülebilir yönetimini güvence altına almak.

Son derece önemli. Çünkü konu sadece su değil, aynı zamanda enerji, gıda ve ekosistem meselesi.

 Her şey birbirine bağlı!

Türkiye, su stresi yaşayan ülkeler arasında. Suyun yaklaşık yüzde 79’u tarımda, geri kalanı ağırlıklı sanayide ve hanelerde kullanılıyor. Yani su, esas olarak, tarım ve üretim modeli meselesi. Üstüne, Türkiye’de şehir şebekelerinde her üç litreden biri, daha musluğa bile ulaşmadan, kayboluyor. Çok yüksek bir kayıp-kaçak oranı var.

Plan, doğru bir teşhis koyuyor. Suyu tek başına bir kaynak olarak değil, tarım, enerji, şehirleşme ve ekosistemle birlikte ele alıyor. Literatürde ‘nexus’ olarak adlandırılan bu yaklaşım, aslında basit bir gerçeği hatırlatıyor: Bir alandaki karar, diğer alanlarda baskı üretir. Tüm bunlar birbirine bağlıdır. Bağımsız düşünülemez.

Bir barajı enerji üretimine önceliklendirdiğinizde havzanın sulaması........

© Ekonomim