Beyaz yaka ‘out’, algoritmik yaka ‘in’!
"Tüm beyaz yakalılar 18 ay içinde işlerini kaybedecek." Bu keskin manşet, medya tarafından Microsoft AI CEO'su Mustafa Süleyman'ın Financial Times röportajından devşirildi. Sarsıcıydı. Korku sattı, tık aldı. Peki, atılan manşet ‘doğru’ muydu?
Süleyman, röportajında, "işler değil, görevler" ve "çoğu görev, tamamı değil" dedi. İki kelime kritik: Görevler ve çoğunluk. Ama manşet şu iki kelimeyi tercih etti: İşler ve tümü. Arada büyük fark var.
Dikkat ekonomisinde manşetler çoğunlukla bilinçli bir manipülasyonla değil, refleksle yazılıyor. Ama sonuç değişmiyor. Yaratılan panik bir yere düşüyor. Bu sefer düştüğü yer ise beyaz yakalıların sırtı.
Tanıdık bir mekanizma
Teknolojiyle gelen her yeni otomasyon dalgasında aynı yapı çalıştı. Dönüşümü yaratan aktörler tartışmanın dilini belirledi, o dil sorumluluğu en az kapasiteli noktaya aktardı, sistem kolektif müdahale talepleri yükselmeden işini tamamladı. Yük, bireyde kaldı.
18. yüzyılda İngiltere’deki Luddist ayaklanmasında, dokuma tezgâhlarını parçalayan işçiler makinelerden değil, başına geleceklerden korkuyordu. Haklıydılar. Otomasyonun ilk dalgası gerçekten de yetenekli zanaatkârları ucuz ve yarı vasıflı işgücüyle ikame etti. Luddistler ‘değişime direnen gerici işçiler’ olarak kodlandı. Makineleri kimin, nasıl, hangi koşullarda, kimin çıkarına ve hangi bedelle devreye soktuğu sorusu ise arka plana atıldı.
Sanayi devrimi........
