ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Yeşilçam’da 1970’li yılların ikinci yarısındaki erotik güldürü filmleri (o dönemin terminolojisiyle “seks komedileri”) furyasının en sıra dışı yıldızı Aydemir Akbaş’tı. Bu filmlerin erkek başrol oyuncularının çoğu yakışıklı sayılabilecek, en azından “fiziği düzgün” erkekler iken Aydemir Akbaş ise Agah Özgüç’ün ifadesiyle “keskin hatlı, harita yüzlü, yamuk yumuk yürüyen bir küçük adamdı.” Özgüç, Akbaş’ın erotik güldürülerin ilk dönemdeki önde gelen bir diğer başrol oyuncusu olan Ali Poyrazoğlu karşısında “’sokaktaki adama’ veya bir taşralıya daha yatkın bir tip” olduğunu savunur (*). Akbaş’ın tipinin seyircinin özdeşleme dinamikleri için ne ifade ettiği başlı başına ayrı bir incelemenin konusu olabilir. Bu yazıda ise yerli erotik güldürülerin bu sıra dışı yıldızının en ilginç ve de en sıra dışı filmlerinden birini, Aram Gülyüz’ün yönettiği 1978 yapımı (Şubat 1979’da gösterime girmiş olan) Oooh Oh!’u mercek altına alacağım.
Jeneriğinde ve afiş ile lobi kartlarında senaristinin adı yazmayan, Özgüç’ün Türk Filmleri Sözlüğü’ndeki kısa künyede ise senarist olarak da yönetmen Gülyüz’ün adı kaydedilen Oooh Oh! gerek ilk yarısında Yeşilçam’a ve dönemin televizyon reklamlarına muzip göndermeler, gerekse rüya/hayal ile gerçek arasında sergilenen geçirgenlik üzerinden ilginç bir anlatıya sahip. Aslında Yeşilçam’daki erotik filmlerde Yeşilçam’a göndermelerle karşılaşılması, hatta tamamen kendine dönüşlülük eksenli Yeşilçam erotik filmlerine rastlanılması ender bir durum değil; bu minvalde erken ve en bilinen örneklerden biri Mine Mutlu’nun kendisini canlandırdığı, bir grup hayranının Mine Mutlu’yu kaçırıp alıkoymasını öyküleyen Tatlı Tatlı’dır (1975) (**). Oooh Oh!’un esas şaşırtıcı yönü ise ikinci yarısında beklenmedik biçimde toplumsal cinsel kimlik değiş tokuşuna dair rol oyunu içeren uzunca bir sahne içermesi.
Oooh Oh! adını 1978’te disko listelerinde bir numara olan ‘Let’s all chant’ adlı şarkının nakaratından alıyor. Bu nakarat, müziğe ilişkin telif haklarının Yeşilçam’da umursanmıyor oluşu üzerinden filmin fragmanında ve jeneriğinde kullanılarak “filmin müziği” konumuna gelmiş. Ayrıca hem Akbaş’ın canlandırdığı baş karakterin hem de mafyatik bir gazino zinciri patronunun “Oooh, oh!” nidasını konuşmalarında sık kullanmalarının yol açtığı bir yanlış anlama filmin anlatısında kilit bir işlev görüyor.
Oooh Oh! ‘film içinde film’ niteliğinde bir dizi sahneyle açılıyor. Akbaş’ın canlandırdığı Kâmil adlı bir çaycı çırağı sinemada izlediği bir yerli yapımın sonunda özellikle küçük bir çocuğun mağdur olmasından aşırı derecede etkilenip dengesiz tavırlar sergilerken çay servisi yaptığı bir iş yerinde bir müşterisinin konuğunun üzerine çay dökülmesine sebep olduğu için karakola götürülüyor. Kâmil karakolda sanat ve sanatçılar hakkında kahvehane muhabbeti düzeyinde beylik laflarla bir belagate girişiyor, en sonunda bazı sanatçıların adını sayarken Akdemir Akbaş’ın adını da önce anıp sonra hemen “onu boş ver, o soyunur o, boş ver onu” diye kendi kendini düzeltiyor!
Kâmil eve dönüp uyuduğunda ise rüyasında Sümer Tilmaç’ın canlandırdığı “Kara Murat” ile görüşüp ona “Senin gibi, düşman ülkenin güzel prensesiyle sevişmek istiyorum; bana bütün bunları nasıl yaptığını göster” diyor ve bu Kara Murat’ın kısa ve basit bir kılıç döğüşünün ardından Kamil’in çalıştığı çay ocağının müşterisinin........
