GUGUKKUŞU ile SAZBÜLBÜLÜ (ŞİİR)
“en iyisi anlar gibi durmak.
anlar gibi durmak
ve hiçbir şey anlamamak.”
gao hingjian
yarına çizdiğim resimler
ömrümün telaşı
hikâyemin dökülen harfleri
ayna sırı gibi
git git denize çıkmaz sokak
koyunda evimiz, sevgilime yazdığım mısralardan
pencere kepenkleri albatros kanadı…
[…]
buca bornova arası keşfettiğim hayal tepesine
ben gidince rüzgar saçlı on sekizim de gelmiş.
o ordan ben buradan konuşup dünyayı unutacağız
birbirimize şaşırmaktan dilimiz kamaşmasa
fark edince kulak kesilmiş bizi dinliyor sessizlik
bir “biz zamanın gördüğü rüyayız” diyen şarap
bir fırsattan istifade şişeden çıkmış gülsüm
söylenedursun, ben görür görünmez
ışıktan tez buluttan hafif
uzun uzun gidip geldim ılgımlara bugün
giden gemiler içinde kaçak
limanlarda beklenen oldum
lorca buldum kendimi birinde
birinde ipten dönmüş şair kamangar
aklımın on dokuzu hukuk kapısında vuruldu
floransa’da estetiğin yalanını fark etti altmışı
bir ara gülsüm’ün market siparişlerini götürmüş
kitabımın düzeltisine dalmışken
bi koşu kobanê’ye su taşıdım mitteki karınca gibi
ömür oradaysa hayal burada dedim
insan umutsuz olmaz dedim
çeliştiğini umursamadan umut afyondur dedim
ve daha bir sürü şey dedim
der demez de unuttum…
tam içtim tükendi diyecektim ki curası konuşmaya başladı
ben buluttaşıyankızılatcrazyhorse değilmişim
kuyruğuma basılmış gibi çığrınışım deliliğimdenmiş
ağzımdan çıkanı kulağım duymazmış
hava taşırmışım aklımda sepetle su çeker gibi
hayatım gugukkuşu hayalim sazbülbülü
o şiirler, o denemeler, kitaplar ve daha neler neler…
bütün istediği ben’iminse kendine dönmek rüyasından zamanın
hayal süvarisi, terkisinde toplanmış harfleri hikâyemin
soyunsam bu yılan derisinden yeniden havalansa saçlarım
kemanmış gibi omzunda ezgiye yatırsam dünyanın
bir şarkı olsak on dokuzunda, söylese bizi sezen gibi
deniz içre saydam manşon ola-gide-gelsek birbirimize…
Resim: Burhan Yıldırım
