FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Film gerçekleşmeyecekti son şans Türkiye’ye geldim. Ankara’da çok önemli ve yetkili bir siyasetci projemi inceledi ve yaşamım boyu unutamayacağım bir değerlendirme yaptı: Fehmi bey siz Piri Reis filmini yapmış bir kişisiniz. Size bir sarhoşun filmini yapmak yaraşır mı?
Erol Akyavaş: Paris’teydim. Onu bulmak konuşmak istiyordum. Abidin ben biliyorum yaşadığı yeri gideriz birlikte dedi. Akşamüstü Saint Germain’e indik. O zamanlar geceleri 10-20 tane renkli resimler yapıyordu küçük kartlar üzerine, gündüzleri çizdikleri elinde Saint Germain deki kafelere gidip masalar arası dolaşıp kafede oturanlara onları satmaya çalışıyordu. Önce Dome Cafe’ye gittik orada yoktu sonra Deux Magots’a sonra da Cafe de Flore’a baktık onu bulamadık. Belki resimlerini satmıştır diyerek devamlı gittiği barlara da gittik orada da bulamadık yoktu. Abidin yaşadığı yeri biliyorum oraya bakalım dedi. Saint Germain Bulvarı’na çok yakında olan Rue Buci’ye girdik. Büyük eski bir binanın içine girdik. Alta kata inmeye başladık. Bodrumda apartmanın büyük kalorifer kazanı vardı. Kazanın yanında yerde kartonlardan yapılmış bir yatak vardı. Abidin İşte burada yaşıyor; geceleri burada yatıyor dedi. Her yer darma dağınıktı, mukavvaların üzerinde çok kirli bir yastık duruyordu. Kafamı çevirdim bir şövalye durmaktaydı. Yanında yerde boy boy fırçalar dizilmişti, her biri yıkanmış pırıl pırıldı. Yanlarında ise büyük bir düzenle boya tüpleri dizilmişti. O an ressamlığın ne demek olduğunu anladım. Ne kadar yoksulda olsan, yerlerde sürünüyor olsan da resim yapmaya saygın değişmezdi. Bu bana, yaptığım işe bambaşka bir bakış açısı getirdi.
Abidin Dino: Çok yetenekliydi. Ama başı dertten kurtulmazdı. İki defa Saint Anne Hastanesi’ne kapattım. Paris’teki bu hastane, ilk akıl hastaları hastanelerinden biridir. Orada yattığı sürelerde yaptığı kara kalem resimler harikadır. İkinci yatışında hastane başhekimi telefon edip beni aradı gelin görüşelim dedi. Hemen gittim. Artık onu burada tutamayız. Bütün hasta arkadaşlarını toplayıp, akıl hastalığı iyidir, onlar gibi mi olalım ne sıkıcı bir sistemde yaşıyorlar: bizi de kendi sistemlerine........© Ek Dergi
