menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyona karşı finansal cephede kim kazandı?

8 0
15.04.2026

Şubat 2024’te Fa­tih Karahan’ın Türkiye Cumhuri­yet Merkez Bankası (TCMB) koltuğuna oturması, para po­litikasında “şahin” duruşun konsolide edildiği ve dezenf­lasyon sürecinin teknik temellerinin rasyonel bir zemine oturtuldu­ğu yeni bir milattı.

TÜİK tara­fından yayımlanan Mart 2026 verileri ışığında geriye dönüp baktığımızda, iki yılı aşkın bu sürenin yatırımcılar için tam bir “ezber bozma” dönemi ol­duğunu görüyoruz. Geleneksel güvenli limanlar ile yeni nesil para politikası araçlarının geti­rileri arasındaki makas, Türki­ye’nin makroekonomik denge­lerinin nasıl bir dönüşümden geçtiğinin en somut kanıtıdır.

Altının mutlak hakimiyeti: Küresel ve yerel kırılmalar

Mart 2026 itibarıyla yıllık verilere baktığımızda, külçe altın rakipsiz bir performans sergileyerek yatırımcısının yü­zünü güldüren yegane araç ol­muştur. Altın, Yİ-ÜFE ile in­dirgendiğinde T,39, TÜFE ile indirgendiğinde ise Q,10 oranında yıllık reel getiri sağ­layarak finansal enstrüman­lar arasında zirveye yerleşmiş­tir. Bu muazzam yükselişin ar­kasındaki makroekonomik kırılma, Karahan döneminde uygulanan sıkı para politika­sına rağmen küresel jeopolitik risklerin sönümlenmemesidir.

Özellikle 2024 sonu ve 2025 genelinde, küresel merkez ban­kalarının rezerv çeşitlendirme çabaları ve Orta Doğu ile Doğu Avrupa eksenindeki gerilim­ler, altını sadece bir “enflasyon koruması” olmaktan çıkarmış, stratejik bir servet büyüme aracına dönüştürmüştür. Ni­tekim altı aylık verilere bakıl­dığında külçe altının sağladı­ğı ),21 (Yİ-ÜFE) ve $,97 (TÜFE) seviyesindeki reel........

© Dünya