Savaşlar biter, yeni dünya kurulur!
Savaşlar aslında bir anlamda geleceği değiştiren kaçınılmaz süreçler ve dönemler. Her ne kadar içinde yaşarken böyle algılanmasa da dünya düzeni; sosyolojik, teknolojik, ekonomik, ekolojik ve politik açılardan tıkanma noktasına geldiğinde savaşlar yeni dünyaya geçişi hızlandıran unsurlar olabiliyor. Tarih bunun örnekleriyle dolu.
Mesela 1803–1815 Napolyon Savaşları Avrupa’nın güç dengelerini yeniden kurarken sanayi devrimini hızlandırdı. 1914–1918 I. Dünya Savaşı havacılık ve seri üretimi sıçrattı. 1939–1945 II. Dünya Savaşı ise bilgisayar, nükleer enerji, jet motoru ve uzay çağını başlattı. İnternetin temelleri de 1947–1991 Soğuk Savaş dönemindeki askeri araştırma projeleri sırasında atıldı. Kısacası insanlık, büyük çatışmaların ardından her defasında yeni bir teknoloji dalgasıyla ve yeni bir ekonomik düzene geçti. Çünkü eski düzen artık sorunları çözmüyor, gelişmeyi taşıyamıyordu. Bugün yine benzer bir eşikteyiz. Ancak bu kez savaşın en kritik cephesi kara, hava ya da deniz değil; teknoloji. Dünyanın güç dengesi giderek üç stratejik alan etrafında şekilleniyor: yapay zekâ, veri ve yarı iletkenler yani mikroçipler. Bu üç alan, 21. yüzyılın petrolü ve çeliği gibi çalışıyor. Kim üretir, kontrol eder ve ölçeklerse küresel rekabette avantajı o elde ediyor.
ABD ve Çin nihayet, belki de ilk kez bu kadar net biçimde karşı karşıya…
ABD ile........
