İstihdam-ekonomik büyüme ilişkisinde ilginç örüntüler
TÜİK geçen hafta Ocak “Ücretli Çalışan İstatistiklerini” yayınladı. Böylece 2025’te yüzde 3,6 olarak tahmin edilen GSYH artışının son bir yılda istihdam üzerindeki etkisine dair fikir sahibi olabiliriz. İstihdamda yıllık değişimleri ele almadan önce “ücretli çalışan” istatistiklerinin özellikleri ve önemleri hakkında kısa bir hatırlatma yapalım. Bu istatistikler Sosyal Güvelik Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerinden yani idari kayıtlardan derleniyor. Yani Hane halkı işgücü anketlerinde olduğu gibi örneklem üzerinden tahmine dayanmıyorlar. Bu bakımdan daha güvenilirler.
Ama bu istatistiklerin bazı kısıtları olduğunu göz ardı etmeyelim. Veriler sanayi, inşaat ve hizmetlerde ücreti ve kayıtlı çalışanları kapsıyor. Tarım çalışanları kapsam dışı. Konumuz açısından bu sorun değil. Malum tarım sektörü 2025’te yüzde 8,8 oranında küçüldü. Tarım istihdamı zaten azalıyor ama üretimde ciddi bir daralma yaşandı diye çalışan sayısında benzer ölçüde azalma olmaz. Ancak tarım kapsanmadığı için ekonomik büyüme oranını tarım dışı olarak düşünmek gerekir. Tarımın GSYH içindeki payı 2025’te yüzde 5 görünüyor. Dolayısıyla tarım dışı büyüme oranını yaklaşık yüzde 4 olarak düşünebiliriz.
Bir de ücretli olup kayıt dışı çalışanlar ile kendi hesabına çalışanlar kapsam dışı. Bu iki kesimin tarım dışında ağırlığı, oldukça düşük olduğundan ve sayıları azalmakta olduğundan kapsam dışı kalmalarının büyüme istihdam ilişkisi açısından önemli bir sorun oluşturduğu kanaatinde değilim.
Emek verimliliğinde büyük bir artış gerçekten yaşandı mı?
Tarım dışı kesimde son bir yılda istihdam artışı174 binden (yüzde 1) ibaret, Oysa ekonomik büyüme oranı yüzde 4. Bu iki artış oranına bakıp büyüme istihdam yaratmıyor diye hayıflanabilirsiniz. Bu bardağın boş tarafı. Ama bence dolu tarafı daha önemli. İki oran arasındaki 3 yüzde puanlık fark emek verimliliğinde etkileyici bir artışın göstergesi. Tarım dışı sektörleri bir bütün olarak dikkate aldığımızda, bufark daha az çalışan ile daha çok katma değer üretilmiş diğer ifadeyle çalışan başına gelirde ciddi bir artış gerçekleşmiş demektir.
Geçeni haftaki yazımda 2025 ekonomik büyümeyi “vasat ve kalitesiz” olarak nitelemiştim. Eğer emek verimliliğinde gerçekten büyük ve gelecek vaat eden bir artış olduysa büyümeye kalitesiz demekle haksızlık etmiş olurum. İstihdam-büyüme ilişkisinde toplam düzey yerine sektörleri mercek altına aldığımızda haksızlık ettiğim tartışmaya açık bir hal alıyor.
İstihdam ve büyümede sektörler arası büyük farklılıklar ve tezatlar
En çarpıcı fotoğrafı arz eden İnşaat ile başlayalım. Büyüme yüzde 10,8. İstihdam değişimi – yüzde 0,3 ( 1milyon 805 binden 1 milyon 800 bine). Nasıl olduysa inşaat şirketlerimizin önemli bir bölümü emek tasarruf eden teknolojileri hızla devreye sokmuş ve emek verimliliğinde büyük bir atılım gerçekleştirmişler! Böyle bir mucize olmadığını biliyoruz. Ya büyüme oranı olduğundan yüksek tahmin edildi ya da inşaatta kayıt dışı çalışmada dikkate değer bir artış oldu. Büyüme ile istihdam artışı arasındaki 3 yüzde puanlık farkın beşte birinin inşaattaki bu olağandışı ve şüpheli gelişmeden kaynaklandığını not edelim.
Sanayide durum oldukça karmaşık. Büyüme oranı yüzde 2,9. İstihdam ise yüzde 3,4 oranında azalmış (4 milyon 927 binden 4 milyon 753 bine). İnşaat kadar olmasa da emek verimliliğinde ciddi bir artış görünüyor. Sanayi verimlilik artışlarının beşiği olduğundan bu yüksek artış ilk bakışta şaşırtıcı sayılmayabilir. Ancak emek verimliliğinde artışlar salt emek tasarruf eden teknolojilerin devreye girmesinden kaynaklanmaz. Emek yoğun sektörlerde en verimsiz işletmelerin devre dışı kalması da emek verimliliğini toplamda arttırır. Olan da, en azından önemli ölçüde, bu gibi duruyor. Sanayide ücretli çalışan sayısının beşte birini oluşturan tekstil ve giyim eşyası imalatı faaliyet kollarında bir yıllık istihdam kaybı sırasıyla yüzde 11,1 ve 12,4. Bu devasa kayıplar teknoliojik gelişmeden değil küçülmeden hatta iflaslardan kaynaklanıyor.
Yazı uzadı. Hizmet kesimini ayrıntılı olarak ele almayacağım. Toplamda yaklaşık 6 milyon çalışana sahip Ticaret, Ulaştırma, Konaklama ve Yiyecek faaliyet kollarında büyüme yüzde 4,6, Sanayi büyümesinden çok daha yüksek. İstihdam artışı ise hesabıma göre yaklaşık yüzde 2,5. Az da olsa emek verimliliğinde bir artış var ama kaynağını mevcut verilerle kestirmek zor.
Bu tablo itibariyle 2025’te ekonomik büyüme ne ölçüde “kalitesiz” olarak nitelendirilebilir? Kararı siz verin.
