menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstihdam-ekonomik büyüme ilişkisinde ilginç örüntüler

20 0
16.03.2026

TÜİK geçen hafta Ocak “Ücretli Çalışan İs­tatistiklerini” yayınladı. Böylece 2025’te yüzde 3,6 olarak tahmin edilen GSYH artışı­nın son bir yılda istihdam üzerindeki etkisi­ne dair fikir sahibi olabiliriz. İstihdamda yıllık değişimleri ele almadan önce “ücretli çalışan” istatistiklerinin özellikleri ve önemleri hak­kında kısa bir hatırlatma yapalım. Bu istatis­tikler Sosyal Güvelik Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Bankacılık Düzenleme ve Denet­leme Kurumu verilerinden yani idari kayıtlar­dan derleniyor. Yani Hane halkı işgücü anketle­rinde olduğu gibi örneklem üzerinden tahmine dayanmıyorlar. Bu bakımdan daha güvenilirler.

Ama bu istatistiklerin bazı kısıtları olduğu­nu göz ardı etmeyelim. Veriler sanayi, inşaat ve hizmetlerde ücreti ve kayıtlı çalışanları kapsı­yor. Tarım çalışanları kapsam dışı. Konumuz açısından bu sorun değil. Malum tarım sektörü 2025’te yüzde 8,8 oranında küçüldü. Tarım is­tihdamı zaten azalıyor ama üretimde ciddi bir daralma yaşandı diye çalışan sayısında benzer ölçüde azalma olmaz. Ancak tarım kapsanma­dığı için ekonomik büyüme oranını tarım dışı olarak düşünmek gerekir. Tarımın GSYH için­deki payı 2025’te yüzde 5 görünüyor. Dolayısıy­la tarım dışı büyüme oranını yaklaşık yüzde 4 olarak düşünebiliriz.

Bir de ücretli olup kayıt dışı çalışanlar ile kendi hesabına çalışanlar kapsam dışı. Bu iki kesimin tarım dışında ağırlığı, oldukça düşük olduğundan ve sayıları azalmakta olduğundan kapsam dışı kalmalarının büyüme istihdam ilişkisi açısından önemli bir sorun oluşturduğu kanaatinde değilim.

Emek verimliliğinde büyük bir artış gerçekten yaşandı mı?

Tarım dışı kesimde son bir yılda istihdam artışı174 binden (yüzde 1) ibaret, Oysa eko­nomik büyüme oranı yüzde 4. Bu iki artış oranına bakıp büyüme istihdam yaratmıyor diye hayıflanabilirsiniz. Bu bardağın boş tara­fı. Ama bence dolu tarafı daha önemli. İki oran arasındaki 3 yüzde puanlık fark emek verimlili­ğinde etkileyici bir artışın göstergesi. Tarım dı­şı sektörleri bir bütün olarak dikkate aldığımız­da, bufark daha az çalışan ile daha çok katma değer üretilmiş diğer ifadeyle çalışan başına gelirde ciddi bir artış gerçekleşmiş demektir.

Geçeni haftaki yazımda 2025 ekonomik bü­yümeyi “vasat ve kalitesiz” olarak nitelemiş­tim. Eğer emek verimliliğinde gerçekten büyük ve gelecek vaat eden bir artış olduysa büyüme­ye kalitesiz demekle haksızlık etmiş olurum. İstihdam-büyüme ilişkisinde toplam düzey ye­rine sektörleri mercek altına aldığımızda hak­sızlık ettiğim tartışmaya açık bir hal alıyor.

İstihdam ve büyümede sektörler arası büyük farklılıklar ve tezatlar

En çarpıcı fotoğrafı arz eden İnşaat ile baş­layalım. Büyüme yüzde 10,8. İstihdam değişi­mi – yüzde 0,3 ( 1milyon 805 binden 1 milyon 800 bine). Nasıl olduysa inşaat şirketlerimizin önemli bir bölümü emek tasarruf eden teknolo­jileri hızla devreye sokmuş ve emek verimlili­ğinde büyük bir atılım gerçekleştirmişler! Böy­le bir mucize olmadığını biliyoruz. Ya büyüme oranı olduğundan yüksek tahmin edildi ya da inşaatta kayıt dışı çalışmada dikkate değer bir artış oldu. Büyüme ile istihdam artışı arasında­ki 3 yüzde puanlık farkın beşte birinin inşaatta­ki bu olağandışı ve şüpheli gelişmeden kaynak­landığını not edelim.

Sanayide durum oldukça karmaşık. Büyüme oranı yüzde 2,9. İstihdam ise yüzde 3,4 oranın­da azalmış (4 milyon 927 binden 4 milyon 753 bine). İnşaat kadar olmasa da emek verimlili­ğinde ciddi bir artış görünüyor. Sanayi verim­lilik artışlarının beşiği olduğundan bu yüksek artış ilk bakışta şaşırtıcı sayılmayabilir. Ancak emek verimliliğinde artışlar salt emek tasarruf eden teknolojilerin devreye girmesinden kay­naklanmaz. Emek yoğun sektörlerde en verim­siz işletmelerin devre dışı kalması da emek ve­rimliliğini toplamda arttırır. Olan da, en azın­dan önemli ölçüde, bu gibi duruyor. Sanayide ücretli çalışan sayısının beşte birini oluşturan tekstil ve giyim eşyası imalatı faaliyet kolların­da bir yıllık istihdam kaybı sırasıyla yüzde 11,1 ve 12,4. Bu devasa kayıplar teknoliojik geliş­meden değil küçülmeden hatta iflaslardan kay­naklanıyor.

Yazı uzadı. Hizmet kesimini ayrıntılı olarak ele almayacağım. Toplamda yaklaşık 6 milyon çalışana sahip Ticaret, Ulaştırma, Konaklama ve Yiyecek faaliyet kollarında büyüme yüzde 4,6, Sanayi büyümesinden çok daha yüksek. İs­tihdam artışı ise hesabıma göre yaklaşık yüzde 2,5. Az da olsa emek verimliliğinde bir artış var ama kaynağını mevcut verilerle kestirmek zor.

Bu tablo itibariyle 2025’te ekonomik büyü­me ne ölçüde “kalitesiz” olarak nitelendirilebi­lir? Kararı siz verin.


© Dünya