Gayrimenkulün yeni değer ekonomisi
Bu yazıda ekonominin “değer” ile kesiştiği, sağlık ile “birleştiği” bir alanı yazacağım.
Gayrimenkulde değer uzun yıllar boyunca lokasyon, metrekare, manzara ve teknik kalite üzerinden tanımlandı. Bugün bu ölçütlerin yanına yeni bir soru ekleniyor: Bir yapı, içinde yaşayan ya da çalışan insanın sağlığını ne ölçüde destekliyor? Well-living ekonomisinin asıl çıkış noktası da burada başlıyor.
Bir evin iyi ışık alması, bir ofisin hava kalitesi, bir otelin uyku deneyimi ya da bir kliniğin akustik düzeni yakın zamana kadar daha çok konfor başlığı altında değerlendiriliyordu.
Oysa bugün bu unsurlar yalnızca kullanıcı memnuniyetiyle değil; satış ve kira değeri, doluluk, çalışan performansı, bakım ihtiyacı, işletme maliyeti ve varlığın gelecekteki rekabet gücüyle birlikte ele alınıyor. Bu nedenle Well-Living’i yalnızca mimari ya da sağlıklı yaşam alanına ait yeni bir kavram olarak görmek eksik kalır. Aslında karşımızda, gayrimenkulün ekonomik değerini insan sağlığı üzerinden yeniden tarif eden daha geniş bir dönüşüm var.
876 milyar dolarlık yeni pazar
Global Wellness Institute’un 2026 yılında açıkladığı güncel verilere göre küresel wellness gayrimenkul pazarı 2017’de 151 milyar dolar düzeyindeyken 2025’te 876 milyar dolara ulaştı. Pazarın 2027’de 1 trilyon dolar sınırını aşması, 2030’da ise yaklaşık 1,8 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor. 2019–2025 dönemindeki yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 23,6 olması, alanın genel inşaat sektöründen çok daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor.
Bu büyüme yalnızca lüks konutlara sauna, soğuk su havuzu ya da spor alanı eklenmesinden kaynaklanmıyor. Sağlıklı yapı kavramı artık hava, su, ışık, ses, termal konfor, hareket, malzeme, zihinsel iyi oluş ve sosyal bağ gibi çok sayıda unsurun birlikte değerlendirilmesini içeriyor. International WELL Building Institute verilerine göre WELL yaklaşımının uygulandığı veya sertifikasyon sürecine girdiği alan 6 milyar fit kareyi, yani yaklaşık 557 milyon metrekareyi aşmış durumda. Bu uygulamalar yaklaşık 100 bin lokasyona ve 137 ülkeye yayılıyor. Kurum, bu alanların yaklaşık 2 trilyon dolarlık gayrimenkul varlığını temsil ettiğini belirtiyor.
Buradaki rakam bir yatırım tutarı değil; sağlıklı bina yaklaşımının temas ettiği varlık büyüklüğünü gösteriyor. Dolayısıyla artık söz konusu olan küçük bir wellness hizmetleri pazarı değil. Gayrimenkul, turizm, sağlık, eğitim, teknoloji, yapı malzemeleri ve danışmanlık sektörlerinin kesiştiği yeni bir ekonomik alan oluşuyor.
Türkiye: Güçlü kesişim, zayıf veri
Türkiye’nin bu dönüşüm açısından önemli bir potansiyeli bulunuyor. Global Wellness Institute’un ülke sıralamasında Türkiye’nin toplam wellness ekonomisi 2024 yılı için 72,69 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Türkiye bu büyüklükle dünyada 16’ncı, Avrupa’da ise 7’nci sırada yer alıyor. Ancak kurum, yüksek enflasyon ve döviz kuru hareketleri nedeniyle Türkiye’nin dolar bazlı büyüme oranlarının reel büyüme gibi okunmaması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: 72,69 milyar dolar, Türkiye’nin yalnızca wellness gayrimenkul pazarını değil; sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kişisel bakım, wellness turizmi, koruyucu sağlık, spa, termal tesisler ve diğer ilişkili alanları kapsayan toplam wellness ekonomisini ifade ediyor. Türkiye’ye özel güncel wellness gayrimenkul büyüklüğü, satış primi, kira primi ve proje stoku için kamuya açık, düzenli ve karşılaştırılabilir bir veri seti henüz bulunmuyor.
Buna rağmen alanın........
