SbS’nin Türkiye merkezli şirketlere ve Hazine’ye doğurduğu fırsat
Daha önce bu köşede, küresel asgari kurumlar vergisinin Türkiye bakımından devlete kısa vadede bir gelir sağlarken, şirketler açısından ciddi bir maliyet yarattığını tartışmıştım (https://www.dunya.com/kose-yazisi/ kuresel-asgari-vergi-devlet-kisa-vadede-kazandi-sirketler-bedel-oduyor/807528). Özellikle yatırım teşvikleri başta olmak üzere vergi teşviklerinin büyük ölçüde işlevsiz hale gelmesi, bu yeni sistemin en tartışmalı sonuçlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Ancak OECD’nin 05.01.2026 tarihinde yayımladığı Side-by-Side (SbS) yaklaşımı, Türkiye açısından bu tablonun değiştirilebileceğini göstermektedir.
SbS, bir devletin kendi ulusal asgari vergi rejiminin, GloBE (küresel matrah aşındırmayı önleyici kurallar) ile eşdeğer sonucu doğurması halinde, bu rejimin küresel asgari vergi sistemiyle yan yana kabul edilebilmesini ifade eder. Bu yönüyle SbS, yeni bir küresel asgari vergi modeli ya da bağımsız bir vergi rejimi değildir; teknik olarak, Sütun 2 mimarisi içinde geliştirilen bir güvenli liman yaklaşımıdır.
Güvenli limanlar, normalde gerekli olan ayrıntılı hesaplamalar yapılmaksızın, belirli koşullar altında küresel asgari vergiye uyumun varlığının doğrudan kabul edilmesini sağlayan basitleştirici düzenlemelerdir. Böylece SbS, aynı sonuca ulaşan farklı ulusal çözümlere alan açmaktadır.
Küresel asgari vergi, vergi teşviklerini büyük ölçüde işlevsiz hale........
