İşletmelerin karşılıksız intikali vergiden korunmalı mı?
Almanya'da işletmelerin miras veya bağış yoluyla devri, Türkiye'de olduğu gibi vergiye tabidir. Ancak Türkiye'den farklı olarak, Alman Veraset ve Bağışlama Vergisi Kanunu'nda (ErbStG), belirli koşullarla işletme varlıklarının …'i, hatta tamamı için vergi istisnası tanınmıştır. İşletmenin beş veya yedi yıl elde tutulması, çalışan sayısına göre belirlenen ücret toplamının korunması ve işletmenin esas faaliyetiyle ilgisiz bazı varlıkların istisna dışında bırakılması, bu avantajın temel koşullarıdır. İstisna, belirli koşullarla anonim ve limited şirket paylarının devrinde de uygulanmaktadır.
Düzenlemenin amacı, işletmenin devamlılığını, yatırım kapasitesini ve istihdamı korumaktır. Zira mirasçının veya bağış alan kişinin önemli bir servet edinmesi, bu servet üzerinden hesaplanan vergiyi ödeyebilecek nakde sahip olduğu anlamına gelmez. Verginin ödenebilmesi için işletmeden kaynak çekilmesi, işletme varlıklarının veya hisselerinin satılması gerekebilir. Bu durum, özellikle aile işletmelerinin kuşaklar arasında devrinde, işletmenin ekonomik varlığını ve istihdamı tehlikeye sokabilir.
Ancak bu istisna Almanya'da anayasal tartışma konusu oldu. Federal Anayasa Mahkemesi'nde 12 ve 13 Ekim 2026 tarihlerinde veraset ve bağışlama vergisine ilişkin iki davada sözlü duruşma yapıldı. İlkinde federal devletin yasama yetkisi, ikincisinde ise işletme varlıklarına tanınan vergi ayrıcalığının anayasal eşitlik ve ölçülülük ilkelerine uygunluğu tartışıldı.
Ayrıcalığın kapsamı ve vergi adaleti
Söz konusu istisna daha önce de Anayasa Mahkemesi önüne gelmişti. Yüksek Mahkeme, 2014’deki kararında … ve 0 oranındaki istisnaları başlı başına Anayasa'ya aykırı bulmamış; ancak büyük işletme servetlerine ihtiyaç incelemesi yapılmaksızın aynı ayrıcalıkların tanınmasını, istihdamı koruma şartının çok sayıda işletme için aranmamasını ve işletme dışı varlıkların geniş ölçüde........
