Savaşın faturası kim için yüksek? Batı, Çin ve Rusya etkisi
Dünya son iki haftadır Orta Doğu gerilimiyle tedirgin. Petrol şokunun küresel dezenflasyon politikaları açısından etkisi, bir süredir ekonomi yönetimleri açısından en önemli unsur olarak görülüyor. Merkez bankalarının tek tek faiz kararlarında bekle-gör stratejisini tercih ettiği bir dönemdeyiz.
Şüphesiz şu sıralar her makroekonomik öngörünün en önemli belirleyicisi petrol fiyatlarındaki belirsizlik. Petrol jeopolitiğini anlamak için birkaç değişkeni aynı tabloda görmek gerekir. Bunlar: ülkenin kanıtlanmış petrol rezervi, günlük tüketimi, stratejik rezervi ile tedarikçi ülkeleri. Bu unsurlar birlikte okunduğunda enerji güvenliğinin kimin için fırsat, kimin için kırılganlık yarattığı çok daha net ortaya çıkıyor.
Kanıtlanmış petrol rezervi ve stratejik rezerv farkı
Küresel petrol rezervlerinin dağılımına bakıldığında, enerji gücünün de belirli ülkelerde yoğunlaştığı görülüyor. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi, yaklaşık 303 milyar varil ile Venezuela’dır. Onu 267 milyar varil ile Suudi Arabistan ve 208 milyar varil ile İran takip etmekte.
ABD ise yaklaşık 84 milyar varillik rezerv ile ilk onda yer alsa da listede daha geride. Ancak rezerv miktarı tek başına enerji güvenliğini belirlemiyor. Günlük tüketim, üretim ve ithalat bağımlılığı ile birlikte değerlendirildiğinde, tablo farklı bir boyut kazanıyor. Küresel petrol tüketimi son rakamlara göre günlük 105 milyon varil civarında. Günlük üretimi de yaklaşık bu düzeyde. Ülkelerin üretim ve tüketimleri arasındaki fark da enerjide dışa bağımlı olan ülkeleri net olarak........
