menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Krizlerin yeni anatomisi

9 0
yesterday

Bugün şirketler yalnızca finansal performanslarıyla değil, riskleri ne kadar erken fark edebildikleri, kurum kültürlerini nasıl yönettikleri ve değişen teknolojilere, toplumsal beklentilere ve yeni kriz dinamiklerine ne kadar hızlı uyum sağlayabildikleriyle de değerlendiriliyor.

1.232.103. Bu sayı, Institute for Crisis Management'ın (ICM) 2025 yılı boyunca analiz ettiği kurumsal kriz haberlerinin sa­yısı. Bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 8 artış anlamına geliyor. İlk bakışta bu veri, iş dünyasının yine krizlerle dolu bir yılı geride bıraktığını gösteriyor. Oysa ra­porun asıl anlattığı hikâye kriz haberlerinin sayısı değil, şirket­leri zorlayan risklerin hızla deği­şiyor olması.

Bir zamanlar kurumsal kriz denildiğinde akla daha çok eko­nomik dalgalanmalar, doğal afet­ler, ürün geri çağırmaları ya da beklenmedik operasyonel so­runlar gelirdi. Bugün ise tab­lo çok daha farklı. Siber suçlar ilk sıraya yükselmiş durumda. Onu kötü yönetim kararları iz­liyor. Cinsel taciz, ayrımcılık, iş yeri şiddeti, muhbir bildirimle­ri, tüketici aktivizmi, toplu dava­lar ve çevresel zarar gibi başlık­lar şirketlerin risk gündeminde giderek daha fazla yer kaplıyor. İlk bakışta birbirinden tamamen farklı görünen bu kategoriler as­lında tek bir gerçeği anlatıyor: Şirketlerin en büyük riskleri ar­tık dışarıdan gelen beklenmedik olaylardan çok, içeride oluşan kırılganlıklardan ve değişen pay­daş beklentilerinden besleniyor.

Raporun en önemli bulguların­dan biri de bu dönüşümün tesa­düfi olmadığını göstermesi. Ana­liz edilen kriz haberlerinin yüzde 65'i "Smoldering Crisis" olarak tanımlanan, zaman içinde geli­şen ve erken uyarı işaretleri ve­ren krizlerden oluşuyor. Başka bir ifadeyle şirketleri en çok zor­layan krizlerin büyük bölümü kriz olmadan önce sinyal veriyor.

Bu nedenle bugün konuşma­mız gereken konu yalnızca kriz yönetimi değil; kriz öngörüsü. Çünkü şirketler çoğu zaman ön­görülemeyen krizlerden değil, zamanında fark edemedikleri ya da önemsemedikleri risklerden zarar görüyor. Kurumların zayıf sinyalleri okuyabilme ve........

© Dünya