Hizmet ihracatını bekleyen yeni vergi düzeni
Bir Türk mühendislik şirketinin, İstanbul’daki ofisinden Nairobi’deki bir projeye tasarım hizmeti verdiğini varsayalım. Kenya’da ne şubesi var ne çalışanı. Bugünkü kurallara göre bu gelir yalnızca Türkiye’de vergilenebiliyor. Birleşmiş Milletler’de Ağustos ayında masaya konan taslak metin yürürlüğe girerse Kenya, ödeme üzerinden brüt esasla stopaj yapabilecek.
Geçtiğimiz hafta New York’ta tamamlanan beşinci müzakere turu, BM Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi sürecinde yeni bir aşamayı başlattı. Önceki oturumlarda ilkeler ve niyet metinleri üzerinden yapılan tartışmalar bu kez delegelerce fiili antlaşma metni üzerinden madde madde tartışmaya açıldı. Bir önceki yazımda ele aldığım üzere, masadaki üç belgeden biri, sınır ötesi hizmet gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin protokol taslağı.
Fiziki varlık şartı esniyor
Taslağın çıkış noktası, bugünkü düzenin fiziki varlık üzerine kurulu olması. Bir şirket başka ülkede işyeri açmadıkça o ülke onu vergilendiremiyor. Metin bu bağı gevşetiyor ve hizmet bedelinin hangi ülkede doğduğunu basamaklı bir teste bağlıyor: önce hizmetin fiilen yapıldığı yere bakılıyor, bu belirlenemiyorsa hizmeti kullanan müşterinin ülkesine, o da olmuyorsa ödemeyi yapanın ülkesine iniliyor.
Otomatik dijital hizmetlerde fiziki ifa ölçütü hiç kullanılmıyor. Sıra müşterinin ülkesiyle başlıyor, sonra ödemenin hangi ülkedeki son kullanıcılara bağlı olduğuna geçiyor. İlk iki basamak uygulanamadığında ise hizmetin dayandığı kullanıcı verisinin hangi ülkeden üretildiğine bakılıyor. Bir........
