menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Takipteki alacaklar 1 trilyona koşuyor

41 0
15.10.2026

Parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz kıska­cı, borç sarmalındaki yurttaşın ve nakit akışı tıkanan şirketlerin nefesini kesti.

Bankacılık sektörünün ta­kibe düşen alacak stoku, son bir yılda enflasyondan arındı­rılmış (reel) bazda yüzde 40’a yakın büyüyerek alarm verme­ye başladı. Madalyonun bir yü­zünde borçlanma maliyetleri­ni katlayan, üretim süreçleri­ni baskılayan yüksek faiz, diğer yüzünde ise enflasyon karşı­sında eriyen satın alma gücü yer alıyor. Bu iki dinamik bir­leşerek piyasada tam bir liki­dite kırılması yarattı. Ekonomi yönetimi tarafından kararlılık­la sürdürülen dezenflasyon ve parasal sıkılaştırma politikası, yüksek borçlulukla dönen eko­nomide çarkları zorluyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre; toplam takip­teki alacak stoku 2 Ekim 2026 itibarıyla 914,6 milyar liraya ulaştı. Bankacılık sektörünün toplam kredi hacminin cari olarak yüzde 35 büyüdüğü son bir yılda takipteki alacaklar ise görünürde (cari olarak) yüz­de 81,5 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkla­dığı tüketici fiyatları (TÜFE) bazında yüzde 29,73 olan yıllık enflasyondan arındırıldığında söz konusu alacaklarda yüzde 39,9 gibi ürkütücü bir reel bü­yüme olduğu görülüyor. Takibe düşen alacakların toplam kredi hacmine oranı ise yüzde 2,4’te­nen yüzde 3,2’ye yükseldi.

Yüksek faiz düzeyi ve insan­ların ödeme gücünü yitirmesi sorunlu kredilerdeki büyüme­nin iki ana etkenini oluşturu­yor. Madalyonun iki yüzü nite­liğindeki bu iki faktör, birbiri­ni doğrudan doğuran süreçler konumunda. Türkiye’de hane halkı ve KOBİ’ler uzun yıllar boyunca enflasyonun altında­ki faiz ortamında, nakit sıkı­şıklıklarını “borcu borçla dön­dürerek” yönettiler. Bir ban­kanın kart borcu, diğerinin ihtiyaç kredisiyle kapatılabi­liyordu. Faizler radikal şekil­de yüksek kalıp kredi limitleri daraltılınca, ekonominin üre­tim ayağında çarkın dönmesi zorlaştı. Aylık yüzde 5-6’ları bulan fonlama maliyetleri var olan borç yükünü taşınamaz bir ağırlığa ulaştırdı.

Madalyonun diğer yüzünde ise gelir cephesindeki aşınma yer alıyor. Yüksek enflasyon karşısında maaş ve ücret artış­ları hayat pahalılığının gerisin­de kaldı. Vatandaşın bütçesin­de barınma, gıda ve enerji gi­bi zorunlu harcamaların payı hızla artınca, borç ödemeye fi­nansal alan kalmadı. İnsanlar isteyerek değil, yaşamsal ihti­yaçlarını karşılamak zorunda oldukları için ödeme güçlerini yitirdiler. İç talep baskılanınca ciro kaybı yaşayan KOBİ’lerin de nakit akışı kırıldı ve yüksek faiz, zaten sınırda yaşayan ak­törlerin ödeme gücünü yıkan nihai darbe oldu.

Bireysel borçlarda yüksek takibe düşme oranı

Bu ödeme gücü kaybının en net yansıması,........

© Dünya