menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa’nın paradoksu

23 1
27.12.2025

RECEP GÜNDÜZ
Rekabet Hukuku Danışmanı

Yapay zekâ yarışında izleyici konumunda kalan, bulut altyapısında okyanus ötesine bağımlı Avrupa “Brüksel Etkisi” olarak adlandırılan norm ihraç etme gücünü, sahada kaybettiği teknolojik üstünlüğün yerine ikame etmeye çalışıyor. Ancak kendi devlerini çıkaramayan bir coğrafyanın, başkalarının devlerini terbiye etme çabası, ne kadar sağlam hukuki temellere dayansa da inovasyon krizini derinleştiren bir bumerang etkisi yaratma riski taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde bu kö­şede ele aldığımız tran­satlantik kopuş, yalnızca askeri ve siyasi bir geri çekilme olarak okunmamalı. Bu kopuş, aynı zamanda dijital dünyanın mülkiyet hakları ve pazar hâki­miyeti üzerinden verilen sessiz ama derin bir meydan okuma an­lamına geliyor. Avrupa, ABD’nin güvenlik şemsiyesi altından ya­vaşça çıkarken, hayatta kalma refleksini bu kez tanklarla değil, regülasyonların keskin maddele­riyle gösteriyor.

Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Brüksel’in Silikon Vadisi devle­rine karşı attığı en somut ve en sert adım. Son yirmi yılda Avrupa Birliği, Amerikan teknoloji dev­lerine toplamda 30 milyar avro­ya yaklaşan rekabet hukuku ce­zası kesti. Sadece 2024–2025 dö­neminde, Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve bunlarla paralel yürü­tülen soruşturmalar kapsamın­da kesilen toplam ceza tutarı 6,7 milyar doları aşmış durumda.

Dışarıdan bakıldığında bu hamle, “Amerikan karşıtı bir en­düstri politikası” gibi algılanıyor. ABD’ye göre söz konusu cezalar, rekabeti korumaktan ziyade, Av­rupa’nın kendi teknoloji devle­rini yaratamamasının maliyeti­ni Amerikan şirketlerine fatura eden bir mekanizma; klasik güm­rük tarifelerinin yerine ikame edilen tarife dışı ticaret engeli ni­teliği taşıyor.

Ancak Brüksel, bu eleştirilere karşı rasyonel bir savunma hattı kuruyor: Mesele........

© Dünya