menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Yapay zekâdan değil, öğrenmeyi bırakmaktan korkun!"

17 0
05.06.2026

Kapalıçarşı zanaatını New York tasarım müzelerine taşıyan girişimci Nazlıcan Yöney ile yapay zekânın iş dünyasındaki ve hayatımızdaki kodlarını konuştuk. Türkiye'deki bireysel ve kurumsal adaptasyon farkına dikkat çeken Yöney, yapay zekâ çağında en değerli becerinin prompt yazmak değil, "düşünmeyi bilmek" olduğunu vurguluyor.

"Kadınların öğrenilmiş çekingenliği kırılmazsa makas daha da açılacak"

Türkiye'nin yapay zekâ dönüşümünü ve kadınların bu alandaki görünürlüğünü nasıl görüyorsunuz?

Türkiye'de bireysel adaptasyon yüksek ama kurumsal tarafta gerideyiz. KOBİ'ler için uzmanlık eksikliği ve yüksek maliyet büyük engel. Kadınlar tarafında ise üzücü bir tablo düşündürücü. Yapay zekâ uzmanlarının yalnızca yüzde 22'si kadın. Araştırmalara göre kadınlar, erkeklere aynı meslekte olsalar bile yapay zekâyı işte kullanma olasılıkları 16 puan daha düşük. Kadınlar teknolojinin faydasına inanıyor, zaman da kazanıyor ama kullanmaktan çekiniyor. Bunun altında hata yapma riskine duyarlılık ve "makineye yaptırdım" rahatsızlığı gibi kültürel nedenler var. Bu öğrenilmiş çekingenlik kırılmazsa, yapay zekâ çağında erkeklerle kadınlar arasındaki ücret ve terfi farkı çok daha fazla açılacak.

Kapalıçarşı'dan New York müzelerine bir teknoloji köprüsü

Kendi girişiminizden bahseder misiniz?

House of Söldrjardan bir lüks mücevher markası gibi gözükse de biz aslında bir teknoloji şirketiyiz, mücevher ise tercih ettiğimiz dil. Her parça Kapalıçarşı'nın geleneksel yöntemleriyle üretiliyor; ancak tedarik zincirinden müşteri deneyimine, operasyondan global pazarlamaya kadar arka planda modern teknolojiyi kullanıyoruz. Çok kısa sürede tasarladığımız özgün kilit mekanizmasıyla iki uluslararası tasarım ödülü aldık, İtalya'da Design Museum'un kalıcı koleksiyonuna girdik ve New York'ta sanat galerilerinde sergilendik. Amacımız küresel lüks pazarında Türk tasarımının ve zanaatinin gücünü kalıcı bir ekonomik mirasa dönüştürmek.

Bir tarafta Kapalıçarşı'nın yüzlerce yıllık usta ellerinde şekillendirilen sonra New York tasarım müzelerine giren lüks mücevherler, diğer tarafta yapay zekânın sınırları zorlayan son nesil algoritmaları... İlk bakışta birbirine tamamen zıt görünen bu iki dünyayı, kendi kariyerinde ve markasında kusursuz bir uyumla birleştiren bir isim Nazlıcan Yöney. ODTÜ Siyaset Bilimi'nden çıkıp Google'da tepe yöneticiliğe uzanan, ardından kurumsal konfor alanını yıkarak ABD'de ödüllü bir girişimci olan Yöney, son dönemde Instagram'da yapay zekâyı "teknik bir jargon" olmaktan çıkarıp sosyolojik ve sade bir dille anlatarak dikkatleri çekiyor. Kendisiyle geleceğin kodlarını konuştuğumuz, ufkumuzu açan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kendinizden bahseder misiniz? Kariyer yolculuğunuz Ankara'da başlayıp Amerika'ya, teknoloji devlerinden lüks mücevher girişimciliğine uzanıyor. Bu keskin dönüşüm nasıl gerçekleşti?

Ankara'da ODTÜ Siyaset Bilimi mezunuyum. Sabancı Üniversitesi'nde MBA yaptıktan sonra kariyerime kurumsal tarafta başladım. Microsoft, Turkcell ve ardından yaklaşık yedi yıl boyunca Google'da çalıştım. Google'da son olarak Ülke Marka ve İtibar Pazarlama Direktörlüğü görevini yürüttüm.

Bugün ise hayatımın birkaç farklı ayağı var. Bir tarafta Amerika ve Türkiye arasında faaliyet gösteren, uluslararası tasarım ödülleri kazanmış markam House of Söl'ün........

© Dünya