İnovasyon var değişim yok
İnovasyon merkezleri açılıyor, hackathon'lar düzenleniyor, yapay zekâ komiteleri kuruluyor, çalışanlardan fikir toplanıyor, yüzlerce pilot proje başlatılıyor. Yönetim sunumlarında “dönüşüm” kelimesinin geçmediği sayfa neredeyse kalmadı. Peki bütün bu hareketlilik şirketlerin gerçekten değiştiği anlamına geliyor mu?
2026 verileri pek öyle söylemiyor. KPMG'nin Adaptability Index araştırmasında yöneticilerin yüzde 81'i yönetim kurullarının değişime uyum konusundaki beklentisinin arttığını belirtiyor. Şirketler yeni teknoloji yatırımlarını artırmaya, çalışan eğitimini ya da kritik alanlarda işe alımı artırmaktan neredeyse iki kat daha yatkın. Yöneticilerin yüzde 63'ü karar verirken daha fazla veri kullandığını söylüyor ama yalnızca yüzde 43'ü kararların gerçekten hızlandığını veya netleştiğini düşünüyor. Daha çarpıcısı, değişime yeterince hızlı uyum sağlayamamanın sonucu olarak yöneticilerin yüzde 70'i gelir kaybı veya kaçırılmış gelir fırsatı yaşadığını bildiriyor.
Ortada ilginç bir çelişki var: Teknoloji artıyor, veri artıyor, inovasyon faaliyeti artıyor ama organizasyon aynı hızla değişmiyor.
Yönetim literatüründe bunun bir adı var: “Innovation theater”, yani inovasyon tiyatrosu.
Sahne hareketli, şirket aynı
Stanford'dan girişimcilik ve inovasyon uzmanı Steve Blank bu kavramı yıllardır kullanıyor. Blank'a göre hackathon'lar, inovasyon atölyeleri veya hızlandırma programları tek başına inovasyonun kanıtı değil. Bunlar ortaya somut sonuç çıkarmadığında yalnızca “inovasyon........
