Tek dişi de tehlikede: Batı’nın yön arayışı
Dünya, tarihsel olarak nadir görülen bir geçiş evresinde; ne klasik bir ekonomik durgunlukla ne de alışıldık bir jeopolitik krizle açıklanabilir. Daha çok, büyük ideolojilerin ve onları taşıyan kurumların anlam üretme kapasitesini yitirdiği bir ara döneme benziyor.
Emmanuel Todd’un Batı için kullandığı “komünizmin çöküşünü andıran kriz” tanımı, bu yüzden bir benzetmeden öte derin bir yapısal çözülme sanki. Bugünü anlamak, yarını yönetmenin ön şartı haline gelmiş durumda.
Batı dünyası uzun süre kendi siyasal ve ekonomik modelini evrensel bir norm olarak sundu. Liberal demokrasi, serbest piyasa ve hukukun üstünlüğü; yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir gelecek vaadiydi. Ancak 2000’den beri vaat ile gündelik hayat mesafesi açıldı. Seçimler yapılıyor, kurumlar ayakta görünüyor fakat toplumsal aidiyet ve temsil duygusu ciddi biçimde zayıflamış durumda. ABD ve Avrupa’da seçmen katılımındaki düşüş, aşırı uçların yükselişi ve merkez siyasetin anlam kaybı, bu ideolojik yorgunluğun dışa vurumlarıdır. Tıpkı geç Sovyet dönemi, sistem işlerken ona duyulan inanç erozyonu had safhada.
Bugünkü krizi yalnızca enflasyon, faiz veya büyüme oranlarıyla okumayınız; rakamların arkasındaki toplumsal doku........
