menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CEO’lar stratejik rezonans ile yönetmeli

20 0
18.03.2026

Küresel ekonomi tamamen dağılmıyor; ama CEO güveni belirgin biçimde za­yıflıyor. BKYD’nin Mart 2026 CEO Insigh­ts raporu, bu sıkışık dönemde şirketlerin daha fazla proje değil, daha yüksek uyum üreten bir yönetim modeline ihtiyaç duy­duğunu gösteriyor: stratejik rezonans.

Rapor bugünün yönetim iklimini net gösteriyor: Dünya ekonomisi bütünüyle dağılmış değil; ama CEO’ların kendi şirket­lerine dair güveni aynı ölçüde güçlü değil. Küresel büyümenin 2026’da %3,3 düzeyin­de kalması ve Türkiye ekonomisinin 2025’i %3,6 büyüme ile kapatması ilk bakışta fena görünmeyebilir. Buna rağmen önümüzdeki 12 ayda gelir artışı bekleyen CEO oranının %30’a gerilemesi bize şunu söylüyor: CE­O’nun esas sorunu artık yalnızca dış koşul­lar değil, şirketinin bu karmaşık döneme ne kadar uyumlu hazırlandığıdır.

Bugün birçok CEO bir güven paradoksu yaşıyor. Dışarıda “ekonomi tamamen çök­müyor” hissi var; içeride ise büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirliğine dair şüphe­ler artıyor. Çünkü piyasa artık sadece satış yapmakla kazanılmıyor. Teknolojiye yatı­rım yapmak, dijitalleşmek, yapay zekâ de­nemeleri başlatmak ve siber güvenliğe pa­ra ayırmak tek başına yetmiyor. Rapordaki kritik bulgu da burada: CEO’ların yalnız­ca %12’si yapay zekâ yatırımlarından hem maliyet hem gelir tarafında somut fayda gördüğünü söylüyor; %56’sı ise henüz be­lirgin bir finansal sonuç görmediğini be­lirtiyor. Yani yatırım var; fakat çıktı tara­fında aynı netlik yok.

Sorun sadece teknolojiye geç kalmak değil; teknolojiyi yönetim modeline bağ­layamamak. Birçok şirkette strateji baş­ka telden çalıyor, iş modeli başka mantıkla çalışıyor, organizasyon yapısı eski alışkan­lıklarını sürdürüyor, performans sistemi ise geçmiş dönemin refleksleriyle ölçüm yapıyor. Yönetim kurulu büyüme istiyor, fi­nans temkinli davranıyor, operasyon gün­lük yangınlarla uğraşıyor. Uyum yoksa enerji ilerlemeye değil, sürtünmeye gider.

Tam da bu nedenle CEO’lara lazım olan şey yeni bir moda kavram değil, güçlü bir yönetim modelidir. Ben buna stratejik re­zonans diyorum. Stratejik rezonans; stra­tejinin, iş modelinin, kritik kabiliyetlerin, operasyon modelinin ve performans siste­minin aynı istikamette çalışmasıdır. Şir­ket büyüme hedefliyorsa bütçe sistemi, in­san yapısı, süreç tasarımı ve karar meka­nizmaları da bunu taşıyabilmelidir. Yapay zekâya yatırım yapılıyorsa bu yatırım sa­dece BT bölümünün oyuncağına dönüşme­meli; satıştan tedarik zincirine, fiyatlama­dan müşteri deneyimine kadar iş modeline nüfuz etmelidir. Risk yönetimi de yılda bir kez yapılan sunumlardan çıkıp günlük yö­netim refleksine dönüşmelidir.

BKYD raporu CEO gündeminde dönü­şüm hızı, siber riskler ve makroekonomik dalgalanmaların öne çıktığını; liderlerin AI ve dijital teknolojilere yatırım, jeopoli­tik risk yönetimi ve maliyet etkinliği konu­larını önceliklendirdiğini gösteriyor. Bun­ların hepsi doğru başlıklar. Ama tek tek doğru olmak yetmiyor. Önemli olan bunla­rı aynı sistem içinde birbirine bağlayabil­mek. Çünkü bugünün CEO sorusu “hangi projeyi başlatalım?” değil; “hangi yönetim mimarisiyle dağınık baskıları tek bir stra­tejik yöne çevirelim?” sorusudur.

Önümüzdeki dönemde kazanan CEO, en çok proje başlatan değil, şirketinde en yüksek uyumu kuran CEO olacak. AI’ı stratejiye bağlayan, risk yönetimini da­yanıklılık yeteneğine dönüştüren, per­formans sistemini kısa vadeli sayılardan uzun vadeli değer üretimine taşıyan lider­ler ayrışacak. Zor dönemlerde şirketleri parlak sunumlar değil, birbiriyle konuşan sistemler taşır. Gürültünün arttığı yerde refleksle değil, modelle yönetmek gere­kir. Bugünün CEO’suna tam da bu yüzden stratejik rezonans lazım.


© Dünya