Finansal rasyolardan sürdürülebilirlik endekslerine
Geçmişten günümüze yatırımcılar ve yatırım fonları (Blackrock vb), şirketlerin yatırım yapılabilirliğini ölçmek için finansal tablolarda net kar marjı, öz sermaye karlılığı(ROE),aktif karlılığı (ROA) oranlarına bakarken bugünden geleceğe uzanan yatırım planlarında ise şirketlerin sürdürülebilir dönüşümleri de dikkate alarak yatırımlarını şekillendirmektedirler. Şirketlerin sürdürülebilirlik yatırımlarını ölçmek için borsalar tarafından hazırlanan sürdürülebilirlik endekslerindeki rasyoları incelemek, yatırımcılar için önemli bir rehber niteliğini taşımaktadır. Aslında bu endekslerin yatırımcı tarafından veri olarak dikkate alınması çok eski bir tarihe dayanmıyor. Örneğin dünyada öncü olan ve bünyesinde birçok kriteri barındıran endekslerden DOW Jones (DJSI)) endeksi 1999 yılından, İngiltere (FTSE4Good) endeksi ise 2001 yılından bu yana yatırımcılar için sürdürülebilirlik alanında yatırım yapan şirketleri sınıflandırmaktadır. Ülkemizde ise BİST Sürdürülebilirlik endeksi 2014 yılında kurulmuş olup şirketlerin halka açık sürdürülebilirlik raporları ile yatırımlarını dikkate alarak şirketleri çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) açısından puanlamaktadır.
ESG dönüşümü: Yeşil tahviller ve rekabet avantajı
ESG’yi tanımlayacak olursak, şirketlerin sürdürülebilirlikle ilgili Çevresel, Sosyal ve Yönetişim alanlarında yapmış olduğu faaliyetler olarak tanımlayabiliriz. Çevresel değerlendirmede dikkate alınacak olan yeşil dönüşüm yatırımı, şirketlerin puanını çevresel başlık altında yukarıya taşıyacaktır. Örneğin üretim faaliyetlerinde kullandığı karbon yoğun faktörlerini karbon nötr faktörlerine dönüştürmesinde BİST Sürdürülebilirlik endeksinde şirketin puanının artmasını sağlayacaktır. Bir diğer katkısı ise şirketlerin yeşil tahvillere olan erişiminin sağlanmasıdır. Yeşil dönüşüm yatırımları şirketlerin hem ülkemizde hem dünyada yeşil tahvillere olan ulaşımını hızlandıracak ve dönüşümün daha hızlı gerçekleşmesine katkıda bulunacaktır. Bu döngü ne kadar hızlı olursa şirketler açısından rekabet avantajı da o kadar fazla olacaktır.
Yeşil dönüşümde devlet destekleri ve küresel finansman kaynakları
Sürdürülebilirlik alanında (ESG) (raporlama, eğitim, danışmanlık) birçok destek paketi de bulunmakta olup örneğin Ticaret Bakanlığı’nın Responsible programına dahil olan ihracatçılar için 5 yıl boyunca raporlama ve eğitim alanlarında destekleri ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın da yenilenebilir enerji ve ar-ge çalışmalarını destekleyen bir çok harç ve vergi muafiyeti bulunmaktadır. Yabancı kaynak açısından ise Dünya Bankası, IBRD kredisi ile uzun vadeli düşük faiz oranıyla şirketlere yeşil dönüşümde önemli destekler sunmaktadır. Tabi destekler bu kadar kısıtlı değil yeşil dönüşümün planlanması ve sağlanması için daha birçok bakanlığın ve kurumun hali hazırda destek paketleri bulunmaktadır.
Sürdürülebilirliğin SKDM karşısındaki fırsatı
Sürdürülebilirlik alanında gelişimin şirketler açısından avantajları aslında çok geniş bir alanı ilgilendiriyor. Tek seferde sayılamayacağı gibi tek bir zaman diliminde yapılan yatırımlarla da sonuç elde edilecek bir alan değildir. Yine son yıllarda AB tarafından günden güne yaptırımları ve sorumlulukları artarak devam eden sınırda karbon düzenlemesi mekanizması, şirketler için bir külfet gibi görünse de sürdürülebilirliğe (ESG) yatırım yapan şirket açısından rekabet avantajı sağlamaktadır. Örneğin şirket bünyesindeki yeşil yakalı sayısının artması yakın gelecekte AB’ye ihracat yapan şirketlerin tedarik zincirinde bulunması olasılığı artıracaktır. Zira SKDM kapsamında Ab’ye raporlanmayan her veri şirketlerin tedarik zincirinde yer almaması ile sonuçlanacaktır.
ESG’nin maliyet avantajı, vergi bağışıklığı ve entegre raporlama
Son olarak yatırımcıların ESG’ye yatırım yapan firmaları seçmesinin nedenleri arasında maliyet ve vergi bağışıklığını en başa koyabiliriz. ESG yatırımları maliyeti azaltıcı etkisiyle rekabeti avantajlı hale getirmekte, vergisel bağışıklık ise bu avantajı çarpan etkisiyle daha da ileri taşımaktadır. Örneğin ESG’nin çevresel başlığı altında konumlandırılan döngüsel ekonomide geri dönüşümden üretilen ürünlerde, maliyet tutarları daha düşük seyretmekte bu da karlılığı artırıp şirketlerin ESG endekslerinde Çevresel puanının artmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla ESG’yi bir reklam unsuru olarak yeşil yıkamadan arındıran şirketler üretim faaliyetlerini dönüştürerek hem ihracatta SKDM aracılığıyla, hem de iç piyasada elde ettikleri kamu destek programlarıyla yatırımcıların fazlasıyla ilgisini çekmeye devam edecektir. Ayrıca yatırımcılar, şirketlerin geçmiş dönem finansal faaliyetleri ile sürdürülebilirlik alanındaki gelecek projeksyionlarını, entegre rapor üzerinden de yakından takip edebileceklerdir.
