menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biyo-yakıt politikasının Türkiye etkisi

13 0
11.04.2026

İstanbul Modern’de yer alan “Masumların Vitrayları”nda alev, camın içinde kalır. Dışa­rıdan bakıldığında renkli bir gö­rüntü vardır; içeride ise zamanla biriken bir ısı. Sarkis, bu gerilimi hafıza üzerinden kurar.

Çizgi kahramanlardan ibaret Marvel evreninde ise “Human Torch” (Alev Adam) aynı enerjiyi farklı bir biçimde temsil eder: An­lık, görünür ve yakıcı.

Bugünün enerji ve tarım piya­saları tam sarkacın iki ucu arasın­da dalgalanıyor. Fiyatlar, görünen alev ile biriken enerji arasındaki farka göre şekilleniyor.

Alev: Politikanın görünen yüzü

ABD’de açıklanan yeni biyo-ya­kıt karışım zorunluluğu bu ayrı­mın iyi bir örneği. 2026 için belir­lenen 25,82 milyar galonluk rekor seviye, enerji politikasının ötesin­de etki alanına sahip.

Trump yönetiminin biyoyakıt politikaları aynı anda üç hattı ça­lıştırıyor:

1 Çiftçi gelirlerini destekliyor.

2 Rafinerileri marjlarını et­kiliyor.

3 Nihai tüketici fiyatlarına yansıyor.

Yani Trump’ın yaklaşımı aslın­da enerjinin ötesinde bir fiyat reji­mi belirliyor. Bu, Ekonoritmiks’te daha önce çizdiğimiz çerçevenin doğal devamı:

● 16 Haziran 2025 tarihli “Mı­sır” başlıklı yazıda biyo-yakıt dü­zenlemelerinin, mısır üzerinden gıda–enerji–yem üçlüsünü bağ­layan talep şoklarını belirlediğini değerlendirmiştik.

● 05 Mart 2026 tarihli “Dino­zor” başlıklı yazıda bitkisel yağla­rın, biyodizel ve SAF etkisiyle ta­rım emtiası olmaktan çıkıp enerji sisteminin parçasına dönüştüğü­nü gözlemlemiştik.

● 23 Mart 2026 tarihli “Bin na­sihat” başlıklı yazıda jeopolitik şokların enerji, gübre ve tarımı birlikte etkileyerek biyo-yakıt zin­cirini hızlandıran yapısal kırılma­larını belirtmiştik.

İlk........

© Dünya