“Sub-Zero” koşullarda piyasalar: Enerji maliyetleri, risk algısı ve Türkiye etkisi
“i sayısı: Biraz rasyonel olsana.
π sayısı: Asıl sen reel olmaya bak!” (Matematik dünyasında sanal “i” ve irrasyonel “π” sayıları arasında geçen bir diyalog.)
Son günlerde sıfırın altında gerçekleşen bazı gelişmeler fiyatları hareketlendirdi:
1 İsviçre Merkez Bankası Başkanı, enflasyonun yeniden sıfırın altına inebileceğini belirtti.
2 ICE (ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi), İngilizce kısaltmasının çağrıştırdığı “buz” gibi sert uygulamalarla risk algısını etkiledi.
3 Kutuplardan gelen soğuk hava dalgası, Avrupa ve ABD’yi etkisi altına aldı.
4 Grönland, nadir toprak elementleri, askeri üsler ve Arktik ticaret yolları nedeniyle jeopolitik rekabetin yeni soğuk cephesi hâline geldi.
5 İran, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi kaynaklı arz riskleri üzerinden enerji ve gübre piyasalarında fiyatlama davranışını yeniden bozdu.
ABD, Avrupa Birliği ve İsviçre hattında tansiyon askeri değil; para birimleri üzerinden yükseliyor. Gümrük vergilerine rağmen İsviçre’nin ABD’ye tarihi rekor ihracat gerçekleştirmesi ve İsviçre Merkez Bankası’nın negatif enflasyon ihtimalini açıkça dillendirmesi, küresel risk algısının yönünü gösteriyor. Bu ortamda İsviçre Frangı güvenli liman refleksiyle öne çıkarken, Japon Yeni benzer bir çizgi izliyor.
ABD cephesinde tablo daha karmaşık. Jeopolitik belirsizlik, sert kış koşulları ve enerji fiyatlarındaki sıçrama, ABD Doları’nın kısa vadeli güvenli liman rolünü zayıflatıyor. Euro için yeniden 1,20 bandının telaffuz edilir hâle gelmesi faiz farklarının ötesinde ABD merkezli jeopolitik risk primiyle ilişkili. ICE’ın göç, ticaret ve sınır güvenliği başlıklarında sertleşen uygulamaları da bu algıyı besleyen tamamlayıcı bir unsur hâline geliyor.
Bu tablo, küresel para sisteminde klasik “risk-off” ezberlerinin artık bire bir çalışmadığını; politik ve........
