Gençliğin Buhranı: Özgürlük ve İntihar
İstanbul Osmangazi Köprüsünde son bulan genç bir hayat…
Kısa, ama bir toplumun vicdanına sığmayacak kadar ağır.
Bir genç kız, hayata tutunmak yerine boşluğa bırakıyor kendini. Bu tabloyu iyi okumak gerekir. Bu sadece bir “intihar vakası” değil, bu, sessizce büyüyen bir çöküşün, görmezden gelinen bir çürümenin dışavurumudur aslında. Ve ne yazık ki bu tür olaylar artık istisna değil, giderek sıradanlaşan bir trajedidir.
Bugün yaşadığımız çağ insanlara anlamsızlığı aşılıyor ve ruhları tüketiyor.
Modern hayatın albenisi, parlak vitrinlerin arkasında da yalnızlığı, anlamsızlığı ve yönsüzlüğü aşılıyor. Gençler de sahte ışıkların içinde yollarını kaybediyor.
Bunun adına da “Özgürlük” deniyor…
“Kendi hayatını yaşa”,
“Kendi kararlarını ver” diye fısıldıyorlar.
Peki, sonra ne oluyor?
Kimliğinden ve değerlerinden kopmuş bireyler, ailesinden uzaklaşmış gençler, aidiyet duygusunu yitirmiş bir nesil… Ve nihayetinde, yaşamak için hiçbir sebep bulamayan ruhlar.
Özgürlük, insana sorumluluk kazandırmıyorsa;
Özgürlük, insanı değerlerinden koparıyorsa…
O özgürlük değil başıboşluktur.
Bugün gençlere sunulan hayat tarzı, sınırsız seçenekler vaat ediyor; fakat anlamsız ve ruhsuz. Gençlere vaad edilen hayat tarzında sevgi........
