menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amerikan gücünün sınırları

32 0
25.03.2026

Büyük güçler çoğu zaman rakiplerinin gücüyle değil, kendi stratejik hatalarıyla sınanır. İran ile yaşanan savaş, yalnızca bir askeri çatışma değil; aynı zamanda Amerikan gücünün sınırlarını ve Ortadoğu’nun kırılgan dengelerini ortaya çıkaran bir tarihi imtihandır.

Uluslararası siyasette bazı savaşlar yalnızca iki ülke arasında yaşanan askeri çatışmalar değildir; aynı zamanda küresel güç dengelerinin gerçek sınırlarını ortaya çıkaran tarihi kırılma anlarıdır. ABD ile israilin, İran’a karşı yürüttüğü savaş da giderek böyle bir kırılma noktasına dönüşmektedir. Başlangıçta “sınırlı bir operasyon” olarak sunulan bu müdahale, bugün hem askeri hem ekonomik hem de jeopolitik sonuçları itibarıyla çok daha geniş bir bölgesel krizin habercisi haline gelmiştir.

Savaşın ilk günlerinde Washington ve Tel Aviv’de ve dünyada hakim olan kanaat, İran’ın kısa süre içinde geri adım atacağı yönündeydi. İran’ın nükleer altyapısına, komuta merkezlerine ve petrol tesislerine yönelik yoğun saldırılarla Tahran’ın ya rejim krizi yaşayacağı ya da teslimiyet müzakerelerine zorlanacağı düşünülüyordu. Ancak kısa süre içinde bu hesapların önemli ölçüde yanlış olduğu ortaya çıktı.

İran, beklenildiği gibi çöken bir devlet olmadı. Devlet mekanizması çalışmaya devam etti ve İran ordusu karşılık verme kapasitesini korudu. Balistik füzeler ve kamikaze insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca askeri hedefleri değil, aynı zamanda ABD’nin bölgedeki radar sistemlerini ve üs altyapısını da hedef aldı. Bu saldırılar Washington’un bölgedeki operasyonel farkındalığını ve güvenliğini ciddi biçimde zorlayan bir tablo ortaya çıkardı.

Savaşın bir diğer boyutu ise modern askeri sistemlerin........

© Doğruhaber