Halkın Beklentilerini Karşılayan Hareket: HÜDA PAR
Bir siyasal hareketin halkla gerçek bir bağ kurup kurmadığını anlamak için uzun analizlere, karmaşık teorilere gerek yoktur. O hareketin, halkın inancıyla barışık ya da kavgalı olup olmadığına bakmak yeterlidir. Çünkü bu coğrafyada din, sadece bireysel bir inanç alanı değil; aynı zamanda ahlakın, kültürün, dayanışmanın ve toplumsal hafızanın omurgasıdır; hayatın ritmi, ahlakın zemini, toplumsal dayanışmanın harcıdır. Dini hedef alan ve dinle kavgalı olan her yapı, farkında olsun ya da olmasın, er ya da geç halkı karşısına alır, halkın kendisiyle kavgalı hale gelir.
Bugün özellikle Kürt coğrafyasında kendisini “halk hareketi” olarak pazarlayıp “özgürlük mücadelesi” verdiklerini iddia eden yapıların, İslam’la kurdukları sorunlu ilişki bu gerçeği açıkça gözler önüne sermektedir. İnancı; “geri kalmışlık”, “halkları uyuşturan afyon”, “devlet kurmanın önündeki engel” ya da “özgürlüğü kısıtlayan kölelik” olarak gören bu ideolojiler, halkın en derin değerleriyle açık bir çatışmaya girmekte; camiyi, Kur’an’ı, namazı, tesettürü ya alaya almakta ya da bilinçli biçimde itibarsızlaştırmaktadır. Dindar insanları “gerici”, “biatçı”, “yobaz”, “çağ dışı” gibi etiketlerle ötekileştirmekte; dini hayatı kamusal alandan silmeye çalışmaktadır. Dine,........
