Düşünme melekemizi mi yitirmişiz, yoksa inancımızı mı?
Veya her ikisini birden mi yitirmişiz?
Bu sorularım kendimizedir, yani biz Müslümanlaradır.
Bu soruları bana sorduran şey, yaşamakta olduğumuz olaylara karşı gösterdiğimiz tepkilerin ve sergilediğimiz duruşun inandığımızı söylediğimiz Kur’an ile çelişiyor olmasıdır.
Son 50 yılımızı gözlerimizin önüne getirelim… Dünyanın dört bir yerinde en öldürülenler… En fazla tacize ve tecavüze maruz kalanlar… Ülkeleri en fazla işgal edilenler… Zenginlik kaynakları en fazla gasp edilenler… İnançları nedeniyle fazla zulme uğrayanlar… Ve bütün bu en olumsuzluklara karşı birer kıyam kütlesine dönüşmeleri gerekirken, aksine en ezik ve en silik bir duruş sergileyen âlimlerimiz, aydınlarımız ve yöneticilerimiz…
Tabii, bunun istisnası olan âlimlerimiz, aydınlarımız ve yöneticilerimiz var, ama sonuçta bu varlığımızın maruz kaldığımız zulümleri defedici bir etkimiz yoktur. Bunun içindir ki, ne terörist israil’in Gazze’deki soykırımına son verebiliyoruz ve ne de suç ortaklarıyla birlikte İran’a, Lübnan’a, Yemen’e ve diğer İslam beldelerine yaptıkları saldırıları engelleyebiliyoruz. Daha beteri ve hatta en kötüsü; ümmet olarak sağlıklı........
