Silahlar Sustu, Peki Ya Zehirli Dil?
Silahlar sustu gibi görünüyor, şimdilik. PKK yıllardır bu ülkede silahla ölüm kustu. Ne için yaptı, kimlerle birlikte bu işi yürüttü, hedefi neydi, Kürt halkına ve Kürdistan coğrafyasına ne tür tahribatlar verdi? Bunların hesabını sormanın zamanı ve yeri değil şimdilik. Her şeye rağmen, ne olursa olsun, silahların susması ve bir barış ortamının oluşması kıymetlidir ve desteklenmelidir. Bölgede ve Türkiye'de bu yönde atılan adımlar umut verici gelişmelerdir. Fakat edinilen izlenimler ve yapılan gözlemler, bölgede bambaşka bir tehlikenin çanlarının çalmaya başladığını gösteriyor. Malum, bir silahsızlanma süreci başladı. Hani büyüklerimizin söylediği bir söz vardır: “Huylu huyundan vazgeçmez.” İşte tam da bu sözün karşılığını bölgede görmeye başlıyoruz. Yıllarca silahla kabadayılık yapmaya alışmış bazı anlayışlar, silahlar sustuğunda bile kabadayılıktan vazgeçmiyor. Silahların sessizliği, yerini başka bir sessizliğe; baskının, korkunun ve tehditkâr siyasetin sessizliğine bırakmaya başlıyor. Oysa insanların evine ateş düşmesin, gençler toprağa verilmesin, anneler çocuklarının ardından ağıt yakmasın diye atılan her adımın kıymetini bilmek gerekir. Ama tam da burada başka bir tehlike karşımıza çıkıyor. Silahların sustuğu yerde, iftiranın ve fitnenin sesi yükseliyor. Daha da tehlikelisi, silahsız kabadayılık ve siyasi baskıların ortaya çıkmasıdır. Korkuyla halkı sindirme çabaları, rant ilişkileri ve mafyatik yapılanmalar ortaya çıkıyorsa, buna seyirci kalınmamalıdır. Burada hükümete büyük görev düşüyor. Şimdiden bu tür zehir saçan, mafyatik ve baskıcı oluşumlara fırsat verilmemeli; hukuk neyi gerektiriyorsa kararlılıkla........
