Yanlış hesaplar büyük krizlere yol açabiliyor
Hayat pahalılığı ödeneği Türkiye’de yılda iki kez veriliyor…
Türkiye’nin yardımlarıyla ayakta duran KKTC’de iki yıl önce üç kez artış verildi…
İşte o yıl maliyenin çöküşü başladı…
Sadece maliyenin değil ülke ekonomisinin çöküşü başladı…
Çünkü; özel işletmeler üç defa maaş artışı verince satışını yaptığı ürünlere de artış yapmak zorunda kaldı…
Böylece Kuzey Kıbrıs, güneyden daha pahalı hale geldi…
Güneye geçen ve alış-veriş yapanların sayısında ciddi artışlar oldu…
Kuzeye geçen ve alış-veriş yapan Rumların sayısı ise azaldı…
İlginç olan bu gerçeği kimse görmek istemedi…
Ekonomik örgütler dahi ses çıkarmadı…
İki yıl önce yapılan yanlışın yol açtığı çöküş devam ederken, buna bir de İran savaşı eklendi…
Gece yatarken, sabahleyin nasıl bir dünyaya uyanacağımızı bilmiyoruz…
Önümüzü göremez durumdayız…
Böylesi bir durumda iken, KKTC’de neler oluyor diye bakmalıyız…
KKTC hükümeti özel sektörü rahatlatacağı gerekçesiyle Temmuz’da ödenmesi gereken hayat pahalılığı farkını Nisan’a çekmek istiyor…
İşletmeler kan ağlarken, Nisan sonu yüzde 7’lik artışı nasıl ödeyecek diye düşünen var mıdır?..
İki ay önce maaş artışı veren işletmeler, krizin en ağır olduğu bir dönemde yeni bir artış için parayı nereden bulup da ödeyecek?..
Piyasadan yüklü miktarda mal çeken oteller, turist azlığı yüzünden alımlarını yüzde 50’den fazla azaltmak zorunda kaldı…
Daha önceleri “otellerin ne faydası vardır” diyenler şimdi “malımız elde kaldı” diye yakınıyor…
Evet mallar elde kalacak…
Turist gelmediği sürece daha ciddi sıkıntılar yaşanacak…
Maaşlar ödenebildiği sürece Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği taşıyanlar güneyden daha çok alış-veriş yapacak…
Gelinen noktada ne yapmalı?..
Hayat pahalılığı ödeneğini yasada öngörüldüğü şekliyle Temmuz’a bırakmalı…
Erken seçim tarihi açıklanmalı ve eylemler sonlandırılmalıdır…
Temmuz ortasında seçim yapılırsa, yeni hükümet Temmuz sonunda parayı bulup, enflasyon oranında artışlarıyla birlikte kamu çalışanlarına verecek…
Bulamazsa özür dileyecek…
Yeni bir güne nasıl uyanacağımızı bilmeden yazıyoruz bu satırları…
Gerilimi bırakıp, yeni bir sürece hazırlıklı olunması gerektiğini anlamak ve ona göre tavır almak zorundayız…
Bugün dünden iyi olmayacak…
Zor süreçleri kavgalarla atlatamayız…
