Gürültünün Ortasında Sessizliğe Sürgün
Zihnimizin kıyısında hep aynı dalga kırılmıyor mu? "Her şeyi bırakıp gitmek."
Sanki dünya, üzerine çöken ince bir kül tabakası gibi nefes aldıkça içimize dolan, sustukça ağırlaşan bir gürültü. Ve biz bu uğultunun ortasında, bir anlığına bile olsa sessizliğe sığınmanın hayalini kuruyoruz. Sadece durmak. Sadece nefes almak. Sadece var olmak.
Ama insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor, bu yorgunluk nereden geliyor?
Bu yalnızca cebimizi daraltan ekonomik sıkışmışlık mı? Yoksa her gün biraz daha bulanıklaşan bir gerçeklik duygusu mu? Siyasetin bitmeyen gerilimi, çözülmeyen düğümleri, kendi içinde yankılanan boş tartışmaları. Bir yanda geçim derdiyle boğuşan insanlar, diğer yanda yönünü kaybetmiş bir pusula gibi savrulan yapılar. Gemi ilerliyor ama nereye kimse bilmiyor.
Dışarıdan bakan biri ne görür? Her şey yerli yerinde. Bahar gelmiş, bayramlar kutlanmış, sahiller dolmuş. Kahveler taşmış, otellerde yer yok. Ama bu manzara, kırık bir kemiği makyajla gizlemeye çalışmak gibi. Görüntü yerinde, acı........
