Ege'nin sert rüzgârları ve Atina’nın yanlış liman tercihi
Ege'ye baktığınızda sadece mavi sular, zeytin ağaçları ve tatil broşürlerini süsleyen o masmavi koyları göremezsiniz.
Orası aynı zamanda tarih boyunca kibirle akıl arasında kurulan ince köprülerin sürekli test edildiği bir strateji sahnesidir.
Son dönemde Atina'dan yükselen hamleler, komşunun yine yanlış bir limana demir atmak üzere olduğunu gösteriyor.
İsrail ile geliştirilen ve adı şimdiden Aşil Kalkanı projesiyle anılan yeni anlaşmalar, her ne kadar diplomatik bir dille "Hhiçbir üçüncü ülkeye karşı değiliz" diye pazarlansa da taşa yazılan gerçeği gizleyemiyor.
Bu Türkiye’yi çevreleme ve kuşatma hamlesidir.
Ankara'nın bu konudaki duruşu son derece net ve şeffaf. En üst düzeyden yapılan uyarılar, ardından MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Atina ziyaretiyle masaya konulan kırmızı çizgiler, Türkiye’nin diplomasiye verdiği önceliğin ve iyi niyetin en somut göstergesiydi.
Bundan sonrası, komşunun zekasına, tarih okumasına ve nihayetinde aklını başına toplama becerisine kalmış durumda.
Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in, "AB'nin yolu Atina'dan geçer, Türkiye AB'ye girmek istiyorsa bizimle iyi geçinmelidir" mealindeki açıklamaları, aslında........
