GÜÇLÜ ADALET GÜÇLÜ MİLLET
2010 Yılı Mayıs ayı. Şişli Adliye'sinde görev yapan, ve sevip sayılan bir hakimin Şişli Cami'nden kalkan cenaze törenindeyiz. Basın davalarına da bakan hakim beyin cenazesine birçok ünlü isim de katılıyor.
Dönemin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi başkanlarından biri tam yanımda. 'Başkan, kafasına göre verdiği kararlarla biliniyor. Şaibelerle anılan bu mahkemede kararlar genelde ikiye bir çıkıyor. Üye olarak görev yapan hakime hanım genelde muhalif kalıyor hukuka uygun bulmadığı kararlara.
Ardından yanımıza Türkiye'nin bugün de dahil son 40 yılında bürokrasi, siyaset ve medya alanında etkili olup hep bir makamı olan ismi geliyor. O dönemki ismi ile HSYK'da da çok etkili ilişkileri olan bir isim bu. Ticaret mahkemesi başkanımız hemen lafa giriyor 'Benim mahkemedeki kadın üye bir acaip. Hem de 'AKP' li galiba. Onu kararnamede alsak bizim mahkemeden.' Herkesin içinde sorulan bu sorunun şoku atlatılamadan bahsolunan etkili isimden cevap geliyor, 'Hallederiz'.
Bu dialog sonrasında 'Hallederiz' cevabının geçiştirmeye yönelik bir ifade olmasını dilemiştim. Ancak hakime hanım ilk kararnamede sulh hukuk hakimi olarak görevlendiriliyor ve asliye ticaret mahkemesine başkanın kafasına denk bir üye atanıyor.
Hakime hanımın kabahati büyüktü. Hukuka uygun karar veriyor, hukuka aykırı kararlara muhalefet ediyor, görevinin sorumluluğunun adaletin teminatı olduğunu biliyor, ona göre hareket ediyordu.
Ama daha ciddi bir kabahati vardı, 'AKP' liydi.
O tarihte 8 yıldır iktidarda olan partiye ve Recep Tayyip Erdoğan'a sempati duyması gibi ağır suçlarla görevinden oldu.
İşte o günün iklimi öyle bir iklimdi. Türkiye'de bürokratik ve siyasi hegemonya oluşturan bir ekip, kendi menfaatleri için oluşturduğu oligarşik yapılarda uzun yıllar milleti ezdi, ötekileştirdi, zulme uğrattı.
Bunu kimi zaman laikçi sol bir cunta kimi zaman FETÖ gibi hain örgütler kanalıyla yaptı.
2002 Yılından itibaren Türkiye'de değişimin, gelişimin ve devrim niteliğindeki icraatların başlaması en çok bu grupları korkuttu. Hukuk mekanizmasına yerleştirdikleri hücreleri ile bu değişime engel olmak için ellerinden geleni yaptılar.
Adalet eski Türkiye sevdalıları için son kaleydi. Ne yazık ki görev alan bakan ve bürokratlar, Recep Tayyip Erdoğan'ın Yeni Türkiye Vizyonu'na ayak uyduramıyor, bakanlık ve bürokrasinin konfor alanı ağır basıyor, eski düzenin lafzi uygulamaları ile adaleti gerçekleştirmekten çok uzak bir sistemin çarkları arasında kaybolup gidiyorlardı.
Ta ki bir Yiğit Adam gelip bu düzene bir dur diyene kadar...
Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı görevini devralmasının ardından geçen kısa süreye bakıldığında adalet kavramının bir devlet politikasına dönüştüğü görülüyor.
11 Şubat 2026’da görevi devralırken ortaya konulan “güçlü devlet, güçlü adalet” yaklaşımı, birkaç ay içerisinde farklı alanlarda hayata geçirilen uygulamalarla desteklendi. Bugün gelinen noktada karşımızda yalnızca yeni........
