KÖPRÜDEN MERKEZE: TÜRKİYE’NİN NATO’DAKİ STRATEJİK STATÜ DÖNÜŞÜMÜ
Son yıllarda küresel güç dengeleri yeniden şekillenirken, uluslararası ilişkiler literatüründe cevabı en çok aranan sorulardan biri şu oldu: "Türkiye eksen mi değiştiriyor?" Oysa meseleye daha derinlikli bir perspektiften bakanlar, Türkiye’nin bir eksen değiştirmediğini; aksine kendi eksenini inşa ederek NATO içerisinde "sıradan bir kanat ülkesi" olmaktan, ittifakın yönünü tayin eden "önde gelen bir stratejik ortak" seviyesine yükseldiğini net bir şekilde görebiliyor. Son 4,5 yıla sığan bu devasa statü atlaması, tesadüfi bir konjonktürün değil; rasyonel, çok boyutlu ve kararlı bir devlet stratejisinin ürünüdür.
Peki, Türkiye’yi NATO’nun sadece askeri bir unsuru olmaktan çıkarıp, ittifakın küresel kararlarında vazgeçilmez bir kutup haline getiren dinamikler nelerdir? Bu dönüşümü anlamak için dört temel sütuna odaklanmak gerekiyor: bağımsız dış politika, savunma sanayiindeki yerlilik devrimi, ekonomik direnç ve dönüşen küresel konum.
1. Ankara Merkezli Bağımsız Dış Politika
Türkiye, soğuk savaş döneminin pasif ve reaktif dış politika kodlarını tamamen geride bıraktı. Artık karşımızda, ittifak bağlarına sadık kalırken kendi milli güvenliğini ve çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan, proaktif bir aktör var. Ankara; tahıl koridoru anlaşmasındaki arabulucu........
