Bilimin sınır boyları: Feynman'ın itirafı ve rasyonel inancın eşiği
Richard Feynman, modern kuantum elektrodinamiğinin mimarlarından biri olarak, evrenin mikro dokusunu en iyi çözen zihinlerden biriydi. Fakat o devasa entelektüel müktesebatın zirvesinde dururken bile, insanlığın en kadim düğümü karşısında dürüstçe durup şunu itiraf ediyordu: "Bilincin ne olduğunu bilmiyoruz. Nerede, nasıl oluştuğunu bilmiyoruz." Feynman’ın bu tespiti, sadece biyolojik bir mekanizmanın çözülememesine hayıflanma değildir; bilimin yapısal sınırlarına çarpıp geri dönen dalganın sesidir. Bugün fiziksel evrene dair bildiğimiz şey, muazzam bir geri dönüşüm senfonisinden ibaret. Bir insan öldüğünde, onu oluşturan karbon, hidrojen, azot ve atom altı parçacıklar yok olmuyor; toprağa, havaya, suya karışıyor. Yıldız tozundan gelen, yine yıldız tozuna dönüyor ve evrenin bir köşesinde form değiştirerek yaşamaya devam ediyor. Maddenin bu ölümsüz döngüsünü formüllerle, termodinamik yasalarıyla izleyebiliyoruz. Ancak tam bu noktada büyük bir ontolojik (varlıkbilimsel) boşlukla karşılaşıyoruz: Maddenin........
