1453: Suru Yıkan Akıl, Cepheyi Besleyen Teşkilat
Tarih kitaplarımız İstanbul’un fethini genellikle surlara bayrak diken kahramanlar, genç ve kararlı bir sultan ve inançlı bir ordunun destansı mücadelesiyle anlatır. Şüphesiz bu anlatıların her biri doğrudur ve göğsümüzü kabartır. Ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde, hamasetin ötesinde, satır aralarında gizlenmiş muazzam bir akıl, kusursuz bir matematik ve zamanın ötesinde bir lojistik dehası görürüz. 1453 yılındaki o büyük kuşatma, sadece iki ordunun çarpışması değil; Doğu Roma’nın bin yıllık savunma mimarisiyle, Osmanlı’nın yeni çağ başlatan endüstriyel ve lojistik teşkilatının müsabakasıydı. Bir an için durup düşünelim: Dönemin şartlarında, Avrupa’nın en büyük metropollerinin nüfusu bile birkaç on bini geçmezken, İstanbul önlerine yığılan yaklaşık 100 bin kişilik devasa bir orduyu aylarca tek bir merkezde aç bırakmadan, hastalıktan kırdırmadan, disiplin içinde tutabilmek nasıl mümkün oldu? Cevap, II. Mehmed’in daha kuşatma başlamadan yıllar önce kurduğu görünmez tedarik zincirinde saklıdır. Boğaz’ı Kilitlemek: İlk Lojistik Hamle Fatih, Bizans’ı sadece kara surlarından vurarak yıkamayacağını çok iyi biliyordu. Şehrin can damarı denizdi. Kuzeyden, Karadeniz üzerinden gelebilecek Ceneviz ve Venedik lojistik desteğini kesmeden yapılacak bir kuşatma, tarihteki onlarca başarısız denemeden biri olmaya mahkumdu. 1452 yılında Rumeli Hisarı’nın (Boğazkesen) sadece 4-5 ay gibi rekor bir sürede inşa edilmesi, askeri bir hamle olduğu kadar stratejik bir lojistik........
